talih bu aralar bana ugramayan sey!
persembe- calismadigim gibi saatini de unuttugum bi’ sinav.
cuma- estelle‘den aldigim lemon bars tarifini yapayim derken yaktigim mixer.
cumartesi- az evvel notebook’un tuslarini dagitmamla devam eden kendini bilmezlik silsilesi devam etmekte, bakalim nereye kadar?
birileri de fotograf makinasinin pil yuvasinin kapagini kirmis, fotograf da cekemiyorum.
bi de talih kuşu vardi dimi, nam-i diger ‘devlet kusu’ . ilkokul bilmem kaca giderken kafama bi’ kus pislemisti. cok aglamistim, ben agladikca annemler gulup, ‘devlet kusu herkese konmaz, sans getirir sana’ demislerdi. sonra, annemin kafamdaki pisligi bi peceteyle alip, dogruca banyoya soktugunu hatirliyorum, sansimin acilip acilmadigini degil.
ilkokul demisken, 5′.sinifta karne almaya gittigim gun var ki, unutamiyor ve o kadini hala affedemiyorum. elimde karnemi koymak icin hazir bulunan seffaf dosya, guzel beyaz bi’ tişort, klos bi’ etek ve kisa beyaz coraplarla karne almak icin okula gidiyordum. bi apartmanin altindan gecerken kadinin teki -sanirim bulasik- suyunu kafamdan asagi bosaltiverdi. bi muddet oldugum yerde kalakaldim. zaten kadin da gulmekten bana bi’ sey soyleyemiyordu. buna sokagin kosesini kendilerine yer edinmis mahallenin serseri delikanlilari da katilinca, gorun siz aglamayi. kadin arkamdan ozur falan dilemisti galiba. bi de o delikanlilardan biri ‘bosver yaa, hava zaten sicak, serinledin iste biraz’ demisti, buyuyup dovmek istemistim onu. iki cift laf edememek icimde kalmis olmali.