kedi vs köpek
Monday, May 30th, 2005(…)
Neriman mütalâasını beyan etmek sırası gelince biraz kızadı ve Fâiz Beyin alâkası arttı.-Ne düşündüm bilir misiniz? Bütün bu semt, müslümanlar… Bütün şark kedilere benziyor. Garp da köpeklere. Şark miskin, uykucu, lâpacı… Bakın şimdi her taraf uyuyor. Bir de Beyoğluna çıkın… Ortalık mahşer gibi… Herkes ayakta, uyanık… uyurken bile çalışıyorlar, kazanıyorlar, iyi yaşıyorlar.
Fâiz Bey ciddileşti:
-Güzel bulmuşsun, dedi, şarklı tenbel, garplı da çalışkandır. Fakat gel seninle bu muammayı birlikte halledelim. Acaba her oturan adam tenbel, her koşan adam çalışkan mıdır?Kimi adam vardır ki sabahtan akşama kadar oturur ve düşünür. Onun bir hazine-i efkârı vardır, yani fikir cihetinen zengindir; kimi adam da vardırki sabahtan akşama ayaküstü çalışır, meselâ bir rençper, fakat yaptığı iş dört tuğlayı üstüste koymaktan ibatettir. Evvelki insan tenbel görünür velâkin çalışkandır, diğer insan çalışkan görünür velâkin yaptığı iş sudandır.Zira birisi mavneviyat ile, zihin gayretiyle yapılan iştir; öbürü vücut ile, bedenle yapılan iştir. Maneviyat daima daha âlidir; vücut sefildir. Yapılan işlerin farkı da bundandır.
(…)
peyami safa. fatih-harbiye. ötüken yay., 16.basım (46,47)
May 30th, 2005 @ 1:57 am
phil 112 finalinde de artık bu pasajı örnek verirsin… final dönemi, faiz bey’in sırası mı şimdi aaaa :)))
May 30th, 2005 @ 2:07 am
hahaha! bu saatte güldürdün valla :)
maalesef phil’den önce salıya yetiştirmem gereken -ve daha başlamadığım- ziya gökalpli, faizli, ateşten gömlekli bi ödevim ve finalim var.
sıra locke’dan, hume’dan selectionlara da gelecek merak etme :)
May 30th, 2005 @ 3:25 pm
peyami safa işte başka söze ne hacet! lise yıllarında -ne garip oldu böyle söylemek bir de sana :)bana edebiyatı sevdiren arkadaşların önde gidenlerinden biri peyami safa. cumbadan rumbaya tek geçeceğim kitabı. ingiliz dili ile haşır neşir olmktan kendi dilimi ihmal etmişim acilen peyami safa bulmam lazım :)
May 30th, 2005 @ 5:52 pm
o kadar özlediğini bilseydim, ödevi sana yollardım. aah ah!
bak, sothyz ne güzel özetlemiş.
July 13th, 2005 @ 11:49 pm
“[M]edeniyeti gözleriyle anlamaya mahkûm” (94) kadınlar, yazarın gözüyle, medeniyet-kültür tartışmalarını da anlayamazlar. Fatih-Harbiye’de Neriman, bu tartışmadan çıkan düşüncelerin geçerliliğini kanıtlamak için vardır ve entelektüel erkek Ferit’in Batılılaşma karşısındaki ideolojik konumunu meşrulaştırma aracı haline getirilmiştir. Peyami Safa, bu romanında, Şemsettin Sami’nin Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat adlı romanındaki kadar bile, kadının toplumsal konumunu ve özgürleşmesini sorunsallaştırmayı denemez. “[K]endi fikirlerini kabul ettirmek için başlarına kan çıkan ve yüzleri kızaran bu insanların birtakım nazariyeler üzerinde kendilerini harap etmelerini tuhaf bu[lan]” (114) ama seçme konumuna yerleştirilen Neriman, aslında bir değişimin öznesi değil ideolojik bir söylemin nesnesidir; çünkü seçimi yapan akıl onun değil Ferit’in aklıdır.