istanbul hatırası v.2Posted on June 28th, 2005 @ 5:30 pm
13:30 daki iett otobüsünü kaçırmamak için koşa koşa durakların bulunduğu yokuşu çıkan jonquille, otobüsün henüz gelmediğini görünce sevinir, sıraya geçip beklemeye başlar. otobüsün kalkış saati gelir ve 10′ geçer.
jonquille tecrübeli olduğu için anlar, acı acı gülümser ve bu otobüsün gelmeyeceğini anlar. diğer otobüsün 25′ sonra kalkacağını bilir ve paşa paşa beklemeye devam eder.
az sonra otobüs gelir, yolcusunu boşaltır, şoför amca kapıyı kapatıp gider.
elbette bu arada kısa bi arbede yaşanır. yolcular 20′ daha bekleyeceklerini duyunca şoför amcaya kızmaya başlarlar. şoför “bu sizin otobüsünüz, ben de bunu kullanan maaşlı bi devlet memuruyum. şimdi amirimin yanına gidiyorum, şikayetiniz varsa buyrun beraber gidelim” der, haklı olarak. lakin, kimse gitmeye yanaşmaz, herkes kendi kendine söylenmeye devam eder.
şikayete gitmeyenlerin içinde jonquille de vardır. e dedik ya, tecrübeli o. vaktiyle, girişimlerinden hiçbir sonuç alamadığından, bu sefer de farklı olmayacağını kestirmek hiç de zor değildir.
vel hasıl kelam, yola çıkılır. jonquille bu arada ufak ufak şekerlemeler yapıp, arada sırada dışarı bakmaktadır. bu şekerlemelerden birinde, yol boyunca ona ninni vazifesi gören otobüsün ‘harrrr harrr’ seslerini işitemez olur. gözlerini açar bakar ki, otobüs e-5′te kenara çekilmiş, istop edilmiş, şoför amcam çevik bir hareketle otobüsten inmektedir. jonquille gözlerini ovuşturduktan sonra, bu sahneyi daha önce yaşadığını hatırlayıp, acı gülümsemeden bi tane daha kondurur yüzüne.
15′ geçtikten sonra şoför amcam ‘otobüsün mazot kaçırdığını, bizi başka otobüslere bindireceğini açıklar’ pek tabii.
sıra e-5 kenarında ~45 kişinin otobüslere taksimi için beklenir. herkes gideceği yere en yakın otobüsü şoföre bildirir. şoför bey amcam çeşitli el kol hareketleriyle otobüsleri durdurur, yolcularını yerleştirir, diğer otobüsün şoförüne, muavinini bir ‘eyvallah’ çakar, ve gider.
(binilen yeni otobüsteki yolcuların, yol kenarından binen yolculara uzuuun uzuuun ‘uzaydan mı geldiniz la?’ bakışları vardır ki, jonquille bunların ayrı bir araştırma konusu olduğunu düşünür.)
uzuuuun bir yürüme mesafesinden sonra tabanları şişmiş olarak eve varan jonquille’nin aklında yanıt beklemekten yorulmuş soruları vardır.
pasolara, bilboard’lara çarşaf çarşaf “biz insan taşıyoruz.” yazmanın ne anlamı vardır? okula gitmek için, geçen 3.-ancak- 59r otobüsüne binme şerefine nail olan ben miydim, ders mi kaçırmıştım? bugün ‘ben eğitimciyim’ diyen kadın, ardından ‘dersime geç kalacam’ mı diyordu, trafiği mi hesaba katmamıştı? saat 13:30′da ne trafiğiydi? bunlar hep beni mi buluyordu? oof, bıkmış mıydım istanbul’dan da, trafiğinden de? istanbul’dan bıksaydım tatili burda geçirmeyi niye tercih etmiştim?
9 Comments
bq
