1 blog, 2 blog, …
Thursday, July 7th, 2005takip ettiğim en okunaklı, dolu dolu olan blog’lardan ikisi;
yeşil hanım‘ın ve nikita bey‘inkiler.
yeşil hanım‘ın sıkı takipçisiyim, takipçisi olduğum kadar yorum yazmıyorum, o ayrı.
düşüncelerini, hissettiklerini anlatma şekli hoşuma gidiyor, yazacağı konu hakkında bir sürü de araştırma yapıyor.
(çay ve kahve post’u)
nikita bey‘e bazen sormak istediğim şeyler oluyor, ancak yorum sistemi yok.
mail atmamamı da, üşengeçliğime veriyorum. kitap, sinema, kafama takıldı, … şeklinde konu başlıkları hazırlamış yazdıkları için.
okurken, post bitmesin, daha sık yazsın istiyorum.
(hatta şurada yengeç yürüyüşü adlı kitabı gördüm, ve bugün edindim. merak içindeyim.)
bir de sokak kaçkını var;
kolay okunur olduğunu söyleyemesem de, şurada da dediğim gibi, okunulası bir blog.
bugün böyle geldi içimden.
July 7th, 2005 @ 9:02 am
böyle de pek güzel olmuş. referans usülü blog ziyaret etmeyi seviyorum:) nikita’nın günlüğünü biliyordum ama ziyaret ettiğim söylenemezdi şimdi bir de senin pencerenden bakalım. yeşil ve sokak kaçkını için ise senin yazdıklarına ne ekleyebilirim. ikisi de ayrı ayrı takip ettiğim günlükler şimdilerde.
July 7th, 2005 @ 9:47 pm
öncelikle teşekkür ederim güzel ifadelerin için :)
evet, ne yazık ki “yorum” olanağı yok sitede. bu benim tercihim değil, aksine antville.org yorum imkanını sadece üye olanlara veriyor. bu da doğal olarak yorum yazılmaması neticesini doğuruyor.
ama bir de üşengeçlik kötü birşeydir, ekleyeyim :) email de internetin nadide olanaklarından biridir.
son olarak, umarım yengeç yürüyüşü’nü beğenirsin. olay ilgini çekecek büyük olasılıkla.
July 8th, 2005 @ 12:28 am
Bu cok hos süprizdi :) Sayfani acinca blogum hakkinda güzel yazilar okumak gercekten keyif verici. Cok tskler. Etrafimdaki güzel enerjilerden olsa gerek; bana ilk günden bu yana cok keyif veriyor blog yazmasi.. Ve tabii ki okumasida :)
July 8th, 2005 @ 4:38 am
merhaba ucamayan leylek :)
sen ucamıyosun ama millet sevincten ucuyo helal olsun sana senin kadar çömert bir leyleği ilk defa gördüm
bi de şunu sorcaktım bu blogundaki leyleğin kuruğu niye siyah merak ettim ithal leylek mi yoksa bu :)
July 8th, 2005 @ 12:56 pm
la panse,
bildiğin gibi, çok kullandığım bir yöntem değil bu. ama, insanları bir yerlere sevkeden post’lar, benim de hoşuma gidiyor.
belki daha sık yaparım.
nikita içinse, sık yazmadığından, arşivleri okuyarak başlayabilirsin benim gibi :)
ya da plasticwings’e, hafif’e göz atabilirsin.
bu arada, sinema başlığı ilgini çekebilir. :)
July 8th, 2005 @ 12:58 pm
nikita,
evet, antville.org’un yorum sistemini biliyorum, ve kulağını çekmek istiyorum izninle:)
ah üşengeçlik..! :)
doğrusunu söylemek gerekirse, mail at-a-mamak, üşengeçlikten ziyade, -hemen, her şey için mail atan biri olmadığımdan- tanımadığım birine, yazdığı bir şey hakkında düşündüklerimi söylemek için mail atmak fazla ciddi geliyor.
bir de, antville.org’un güzelliğinden(!) haberdar olmayınca, ‘yazar, yazdıkları hakkında feed back almak isteseydi, yorum sistemi koyardı’ şeklinde bir düşünce hâsıl olabiliyor.
yengeç yürüyüşü’nün başlarındayım henüz. hoşuma gideceğini zannediyorum. muhtelemen kitabı bitirdikten sonra, sana bir ‘teşekkür’ borçlu olacağımdan, ve mail atıp atmama konusunda kararsız kalıp, sonunda atmayacağımdan, peşinen; teşekkürler! :)
July 8th, 2005 @ 1:03 pm
yeşil,
aman efendim, ne demek!
etrafındaki pozitif enerjinin farkında olmamak mümkün değil. :)
xbox,
teşekkür ederim.
bildiğim kadarıyla, leylekler bembeyaz olmuyorlar zaten. benim de içimden böyle geldi, kendi imalatım :)
July 8th, 2005 @ 3:19 pm
leyleklerle ilgili verdiginiz aydınlatıcı bilgilerden dolayı zat-i alinize tesekkurlerimizi sunuyoruz
en güzel ucan leyleğin siz olması dileğiyle,esenlikler dileriz :)
July 10th, 2005 @ 1:26 am
bize de bekleriiizzz:) börek çörek yok ama bekleriz işte:)