Saturday, August 6th, 2005
anlamadığım şey; kitaptan olduğu gibi yazıp vermek yerine, ilgili sayfaların fotokopilerini çektip vermenin makbul olmaması. hey, kimi kandırıyoruz?
hayır yani, elle yazsak, ona bakarak kişilik analizi falan yapacak olsalar eyvallah.
^-^-3-^-^-3-^-^-3^-^-3^-^-3^-^-3^-^-3^-^-3^-^-3^-^-3^
August 6th, 2005 @ 1:55 am
Ben de çok sinir olurdum bu duruma.
Sordum Amaç nedir diye;
o sıkıntı ve sinir durumu yaşamakmış. öyle demişti bana hoca.
ben sadece gülmüş ve “herkes manyak” burada, bu memlekette..
Bu lafımın ardından ise, yazarken aklında küçücük bile olsa birşey kalır demişti.
olsun yine manyak herkes demiştim.
bazen cok kızarım
bitti
August 6th, 2005 @ 2:03 am
amaç, ilgili metni okutmak, olabildiğince belleğe yerleştirmek herhalde; ben olsam, kelimeleri saydırırdım :)
August 6th, 2005 @ 2:09 am
ben de az önce “manyak bu kadın..”la başlayan bir yorum yapıyorum birilerine. 12′den diyoruz buna.
maksat metni okutmaksa,herkese bi bir konu verip, sınıfta sunum yaptırmak kadar anlamlısı yok.
(umarım hoca falan değilsinizdir yazımasası.)
August 6th, 2005 @ 2:10 am
eheh.
aslına bakarsan amacın ne oldugu bellidir. Ve bir laf vardır her söylenen;
“şu an anlamazsın ya da işine gelmez” diye..
Açıkçası ben de saydırırdım :)
Ya da tamamen öğreti ile alakalıdır.
bazen cok gülerim.
bitti
August 6th, 2005 @ 2:16 am
ben yazar iken Jq gondermiş bile..
12 den vurmaya gelince. Zınk !
Her uygulamanın kendine has kazançları olduguna inanıyorum.
Bahsettiğin şekilde de yapılsın artı olarak bu şekilde de..
Tamam öğrenci iken “manyak” tepkisi vermedi değilim…
…
…
yok yok hoca gibi hissettim kendimi bu cümle bitmez, bu konuda (hoca böyle demişti)
August 6th, 2005 @ 2:24 am
bazı uygulamaların bürokratik, oligarşik, hiyerarşik vs. baskılardan olup, tamamen ‘elinde kanıt olması’ için yapıldığına inananıyorum.
neyse, olayın geçmişini anlattırmayın bana, zira bilincim hatırlamak istemediğim ‘haylazlık’ ve ‘n.e.t3h3 e^p^r^o^f’larla dolu.
August 6th, 2005 @ 2:26 am
hayır çekirge, değiliz :) bi de: hayır, çekirge değiliz :) hayat gibi, es’in yerini değiştirince hikâye de değişiyor; anlatıcı kim peki? breh breh, pek bi wisely oldu, di mi çekirge :) tamamen katılıyorum sana, herkese bir konu vermeli, 20 dakikada sundurmalı (sundurma!), anlayanların anlamayanlara oranını yüzle çarpıp (hatta yüze de çarpıp) karneye yazmalı :) bu karneler de pek tuhaflaştı, A B C D diye baştan öğretiyorlar alfabeyi insana, bi de dört işlemden neden sadece + ve - var bu karnede, * ve / ne zaman yer alacak orada :) tamam susuyorum, altı aylık smiley istihkakım doldu. bu yorumumu sonradan çok hafif bulursam sileceğim jonquille, ardımda böyle izler bırakmak istemiyorum, hayat felsefem bu benim :)
August 6th, 2005 @ 2:29 am
yöntem hatası yapmışım, fark ettim: anlayanların toplama oranını hesaplamalıymış :) (bu yorumu da silerim herhalde)
August 6th, 2005 @ 2:36 am
bir zıp, iki zıp, üç zıp, splash!
silinen yorum istemiyoruz, finale çalışmaya başlamayı düşünüyoruz.
hem bu ‘çok hafif’ yorumlarla, her zaman çok ciddi olmadığınızı, dolayısyla uzaydan gelmediğinize kâni olduk. ellemeyiniz, onlar mutlu.
August 6th, 2005 @ 2:38 am
konunun önünde bulunan farklı yollar ve her uygulamanın altında ki “alt” ve “üst” sebepleri sıralanıyor her yorumda..
“Manyak” bunlar ama sıra bizde ;)
August 6th, 2005 @ 2:39 am
@jonquille; uzay dedin de aklıma geldi: erich von daniken’e ne oldu, hayatta mı, sağlığı iyi mi, google earth kullanmaya başlamış mı :)
August 6th, 2005 @ 2:45 am
o zaman ‘manyak’ vs. ‘haylaz’ durumu ortaya çıkıyor ki, şimdilik bulalmak istemiyorum buna.
daniken, ‘çocukları’ ‘arabalara’ atsın, gelsin diyor.
August 6th, 2005 @ 3:41 am
haha, ödev bitti. kapak hazırlandı, kaynakça yazıldı, cd’ye kopyalandı.
geriye sadece bu saatte uyuyup sabahın köründe kalkmak kalıyor, hmpfff!
August 6th, 2005 @ 4:14 am
sabah 5′te ödevi biten, dolayısıyla finaline çalışılmadan girilen bir ders hatırlıyorum. aman dikkat!
bir de sınavın kesin saatine ve yerine bakılmalı zahmet olmazsa.