Monday, November 28th, 2005
haftanın, en az, beş günü sabah akşam, en az, 20 km. kateden biri olarak elbette çok âşinayım istanbul trafiğine. yolda olduğum saatler, hep trafiğin olduğu vakitler diye avutuyordum kendimi. ama baktım ki istanbul’da trafiğin yoğun olmadığı bi vakit kalmamış galiba. trafiğin ‘yoğun olduğu’ ve ‘çok yoğun olduğu’ diye ayırmak lazım heralde.
geçen salı, akşam on buçukta epeyce bi etiler’de trafiğe takılmıştım, bugün de onbirde haliç’ten kağnı modunda geçtim. hangi vakitte yola çıkacağını şaşırıyor insan.
November 28th, 2005 @ 2:36 pm
kuşluk vakti dedikleri saat çok erken sanırım o vakit olabilir :)
November 28th, 2005 @ 11:36 pm
haliçte aynı saatte takılınca ben de ne oluyor lan diye düşünmüştüm, boku çıktı bu işlerin, gerçi ben işime on dakikada gidiyorum ama, ho ho ho..
November 30th, 2005 @ 2:35 am
kuşluk vakti, güneş doğduktan iki saat kadar sonraki vakte deniyor. pek sakin bi vakit değil yani.
dün, uyandığımda okula yürüyerek on dakikada gidebileceğim bi yerdeydim. rüya gibi..
November 30th, 2005 @ 3:04 pm
enteresan, “uyandığımda okula yürüyerek on dakikada gidebileceğim bi yerdeyim.” ;)
şaka bi yana, istanbul’da kafayı yiyordum her gün kıtalar arası yolculuk yaparken ;)
December 3rd, 2005 @ 12:13 am
açık örnek, bugün saat: 6:00 tuzlaya tem d-100 karışık fatihten 45 dakikada gittim ki 100 km yi geçmedim hiç. Ordan 7:05de çıktım dönüşüm fsm köprüsünden 8:45 idi. Midem kalktı, bağırmak istedim. (bilader askere gidiyo birde piyade okulu aradık sabah sabah, hayır ben unutmuşum yerini 2 yıl oldu be…)
December 3rd, 2005 @ 6:26 pm
seher vakti olur mu? :)
December 4th, 2005 @ 2:12 am
nikita,
enteresan geldi demek. insan eski günleri hemen unutuverip rahata alışıyor tabii ;)
atonica,
7-7:30 arasında yolda olmak en berbat durumlardan biri.
ashkar,
olur sanırım :)