Posted on January 27th, 2006 @ 12:10 am

iki gün evden çıkmayınca, üçüncü gün ‘e şu karın icabına bakalım artık’ dedik. yalnız yanımızdaki on yaşlarındaki iki veledin hızına ayak uyduramayınca pek iyi hissetmedim kendimi :) ve tabii ısrarlarımıza rağmen babamın bizimle çıkmak istemeyinişine hak verdim :)

bu da bizim at kafalı kardan adamımız.
başındaki buzdan tacıyla, fındıktan gözleriyle filan gayet postmodern bi çalışma oldu. diğer bi deyişle ancak bu kadarını becebildik efenim, çok soğuktu çok.
fotoğrafın berbat oluşunu da parmaklarımı kımıldatamayacak hale gelmesine verebiliriz.
tüm bunlar olurken bi yandan da notlar açıklanmaya başlamış. “nedir bu aceleniz, bırakın da azıcık tatil yapalım” diyorum. hem, neredeyse, 40 günü bulan mis gibi yarıyıl tatilinin 20lere düşmesinin acısını atlatabilmiş değilim henüz..
14 Comments
bq
Posted on January 25th, 2006 @ 4:41 pm
son üç gününü 20′lik dişlerimin zonklaması eşliğinde
yapmaya çalıştığım ödevi de teslim ettiğime göre iyi kötü
bi dönemi daha bitirmiş bulunuyorum.
baktım, yaklaşık 60 küsür sayfa ödev yapmışım.
tabi bunlar için kaç onlarca kitap,makale kurcaladım bilmiyorum.
bugün elime okumak için kitapları elime alıp alıp bırakmamın nedeni
bu sıralar fazlaya okuyup, yazmamdan olsa gerek.
ve iyice öğrendim ki, ödev verilen derslerden şiddetle kaçmak lazım.
bi ödev yerine iki kere sınava girmeye razıyım.
ara, bul/ama, oku, birleştir, çıkar, yaz..
akademik işler zor vesselam.
hem benim, hem de bilgisayarın iyi bi bakıma ihtiyacı var.
bol bol aylaklık yapıp kendi bakımımı yapmaya başladım bile ;)
kısa zamanda her an birisinin telefon açıp “jonquille, x ödevini n’aptın, y notunu
nerden bulucaz” diyecekmiş tedirginliğini üzerimden atacağımı umuyorum..;)
ve elbette yazımasası‘na çook teşekkürler gidiyor..
4 Comments
bq
Posted on January 11th, 2006 @ 7:39 pm
saatlerdir ödevim için konu arıyorum. imanım gevredi resmen..
hoşuma giden bi kaç kitap var aslında, gülistân’ı, ferhad ü şîrîn’i ya da âmâk-ı hayâl’i inceleyebilirim. yalnız bu bilgisayar başında geçiriğim saatler, korkunç bi gerçekle yüz yüze getirdi beni. doğu klasikleri kategorisine soktuğumuz, bu yerlere göklere sığdıramadığımız kitaplar hakkında o kadar az inceleme var ki.. belki de yok demeliydim. belki 1-2 makale ve kitap tanıtımlarında yazan 3-5 satır.. ha, belki de maalesef karşılaşamadığım bir kaç tez, ulaşılamayan makaleler filan vardır. ancak tercüme etmeyi başarmışız bunca zaman.
en sonunda bir yayınevinin bi yazarının benzer konularda kitaplarını olduğunu görünce, adamın yardımcı olabileceğini düşünüp, yayınevine mail atıp yazarın mail adresini istedim. bi ödev için geldiğim hale bak.. neyse, umarım ciddiye alıp cevap verirler.
kelime anlamını tam olarak dolduracak şekilde ‘bi şeyden nefret ediyor olsaydım’, bunlardan biri tweety, diğeri de dönem ödevleri oldurdu..
(bayram günü sabah 4′lere kadar ödev yapan birinden farklı bi şey beklenemez pek tabii.)
6 Comments
bq