başlık.
Thursday, April 6th, 2006yarınki sunumum için, asla söylemeyeceğim, afili bi giriş cümlesi yazdım. hani bi yanlışlık filan olup da güzel bi cümle kurunca bi kenara not alıp unutulmaya bıraktığım için muhtemelen “anlatacağım makalede tanzimat dönemindeki çeviri faaliyetleri…” şeklinde klasik bi cümleye başvuracağım. canım sağolsun, yaptığı güzel bi’şeyden bahsetmekten utanan biriyim.
bu arada, ne zamandır isteyip de kaydını bi türlü bulamadığım they might be giant’ın istanbul not constantinople’un bi coverına rastladım geçen gün. değişik olmuş, fena sayılmaz ama hâlâ orijinalini istiyorum ben, kesmedi.
hazır müzikten söz etmişken pinhani‘nin yarın piyasaya sürülecek albümünü de haber vereyim. web sitelerinden indirilebilen üç şarkıdan en çok ‘hele bi gel’i beğendim. albüm bi çıksın, çok beğeneceğim bi kaç şarkı daha olacak; ‘yıldızlar’, ‘beni al’ gibi.
bu şarkıların hoşuma gittiğinden emin olduğum kadar emin olduğum başka bi şey varsa, o da yorgun olduğumdur. hem bedenen, hem ruhen mütemadiyen nasıl yorgun olur bi insan, yaşıyorum. anlatmak istediklerimi dillendiremiyorum, söylenenleri anlayamıyorum. müthiş bi unutkanlık, dalgınlık da cabası.
şu halim bi geçsin, vaktiyle otobüslerden dolayı hakkında pek iç açıcı şeyler yazmadığım büyükşehirbelediyesine teşekkür edip, barbaros bulvarındaki mor ve beyaz lâlelerden bi buket de eve istemeyi, kararsız kâzım’ın önde gideni olarak kabalcı’daki tüm defterleri yokladıktan sonra almaya karar verdiğim kıpkırmızı defterimi ve planlarımızı (defterle) anlatmayı, üç hafta önce gittiğim ‘iş görüşmesi ve hissettirdikleri’ konulu bi kompozisyon yazmayı düşünüyorum.
ayrıca, 70 yaş ve üstü, beyaz saçlı, kasketli, italyanca, fransızca konuşabilen, puro içen tüm beyefendiler; tevellütümün 40′lar, 50′ler olmadığına pişman oluyorum ister istemez. ->
sahne kapanırken; life of a camel by feller quentin.
April 6th, 2006 @ 11:49 pm
o defteri hep sakla emi.. sakın atayım deme. hatırası büyük bende.:)
bir insan bu kadar kararsız olabilir mi ya Rabbim.. sen nasıl evleneceksin kuzum ? :p
pinhaniyi bizimle paylaştığın için çok teşekkür ederz. ailecek seviyor dinliyoruz. evde “benii alll, hele bi geeel” diye dolaşıyorum. duyanda bişi var sanacak :)
bir de ben nasıl büyük adam olucam var ki.. derinden yaralıyor beni.
unutkanlığın sayesinde hiç tanımadığım biriyle çay içtim bugün. bari yarım saat falan gecikseydin. :) 1 saat fazla geldi bünyeme :p
April 7th, 2006 @ 12:16 am
yıldızlar çok güzel bir şarkı çıkacak, loop’a alıp 3 saat dinlicem gibi geliyor bana :))
April 7th, 2006 @ 8:23 pm
başlık güzelmiş.
April 8th, 2006 @ 12:18 pm
“Good morning ladies and gentlemen,”dir kesin o süper giriş cümlesi.
Bir blogger arkadaşımın olayla ilgili bir yazısı vardı. Ders aralarında enseye tokat olduğumuz arkadaşlarımıza presentation sırasında “ladies and gentlemen” diye hitap etmek ayıp olmuyor mu diye…
April 8th, 2006 @ 2:12 pm
pinhani güzelmiş, teşekkür :)
April 8th, 2006 @ 3:09 pm
sitelerinde yer alan 3 şarkı arasından; 1.liği “istanbul’da”ya veriyorum. çok hoş… gitmeden de albümü alayım bi ;)
April 9th, 2006 @ 2:33 am
la mer; ufak at istersen :)
sacidu; bana da dinleye dinleye bunalıma gireceksin gibi geliyor :)
erol; çok uğraştmıştım, dikkat çekmesi güzel ;)
jelatin; ingilizce bi makale denk gelmediği için üzülerek böyle bi giriş yapamadığımı söylemeliyim ;)
ayrıca “bir blogger arkadaş”ına selam olsun :)
aliusta; rica.
nikita; onu bunu boşver, sitene n’aptın?
April 9th, 2006 @ 11:59 am
yoğun tepkiler üzerine ara verdim yıldızlara. bir süre enstrumantal takılıcam :)
April 10th, 2006 @ 10:00 pm
BENDE COK KARARSIZIM AMA EVLENMEYE KARAR VERMEYI BASARABILDIM :p
April 11th, 2006 @ 9:01 pm
siteyi biraz tatile çıkardım bu aralar, döndüğümde tekrar birşeyler yazmaya başlarım belki ;)