çaycı mevlüt abinin “sen şekersiz içiyordun di mi yeğenim” deyip çay kaşığını ve bardağın yanındaki şekerleri geri almasını her şeyin yoluna girmeye başladığının bi işareti sandım, biraz daha çalışıp erken çıktım şirketten.
gülhane’deki çocuk şenliğini merak ettim safiyâne. meğer yanında 15 yaşından küçük çocuğu olmayanları almıyorlarmış, fırlattığım “ama ben zaten çocuğum” bakışını göremedi bakan gözler.
ben de sultanahmet’e doğrulttum yolumu, kendime haşlanmış mısır ısmarlayıp lâlelerle fotoğraf çektirenleri izledim. her kinestetik gibi parmaklarımı onların yapraklarında gezdirmek, dokunmak istedim ancak son günlerde ayıla bayıla dinlenen, tahammüllerimi zorlayan ’sarı lâleler’in lâlelere olan muhabbetimi zedelemediğini hissetmem kâfi geldi.
çemberlitaş’ta gelen tramvayın tipini beğenmeyip, diğerini beklemesem belki de vaktiyle ne “büyüyünce vatman olmak istiyorum” dediğimi hatırlayacak, ne de diğer tramvayda ebadı yaklaşık iki katım olan teyze beni ezdiğinde dönüp kendisine bakınca “terbiyesiz, cahil” gibi bi’şeyler gevelediğinde tebessüm edip yaban ördeğini okumaya devam edecektim.
görüyorsun ya henrik, hayat onu yaşadıkça güzelleşiyor; biz hâlâ uğraşalım peer gynt senin hedda gabler benim deyu.
April 22nd, 2006 at 11:53 pm
ne güzelmiş bu.
istanbul’dan biraz uzaktayım şimdi ama değilmişim gibi.
biraz okula gelsem, sen de gelsen, filiz ve zeynep de gelse. vaktimiz de olsa, hava da güzel olsa. ben buzlu bişiler içsem -sizi bilmiyorum- gülsek falan.
April 23rd, 2006 at 12:31 am
tramvayın tipini beğenmeyip başkasının gelmesini beklediğin için tebrik ediyorum seni. çok prensipli bir davranış :)
bu arada evet ben de oralarda olmak lalelerin fotosunu çeken insanlara bakmak isterdim..
April 23rd, 2006 at 1:03 am
geçen sene bu aylarda çekilen fotoğraflar, tırmanıp atlamalar geldi gözümün önüne sevgili vızırdofoz, hey gidi…
bu da hep berabermiş gibi olup da olamamak sanırım.
April 27th, 2006 at 1:43 am
teyze :))
April 30th, 2006 at 10:58 am
değişikmiş
May 10th, 2006 at 5:45 pm
Orda sokak arasında Sosyal Yayınlar kitabevi var, var di mi hala? Özlemişim burdan bu çıkıyor.
May 16th, 2006 at 7:03 pm
ne zaman açsam ‘çaycı mevlüt abi’. selam söyle, mevlüt abiye; açık 2 şekerli tarafından :)
May 17th, 2006 at 11:46 am
yavrum… bi halletmeli senin bu tema olayını. olmuyor böyle. ayıp. çıplak gibi ya aaa.. olmaz..
May 17th, 2006 at 12:49 pm
gel sen benle takıl bak o zaman ne temalar var etrafta :)
May 20th, 2006 at 7:34 pm
tüm blog camiasını toplayım bu blog için tema kampanyası başlatmamak için kendimi zor tutuyorum :)
bu yüzden de wordpressi seviyorum. sizler de sevin :p
May 20th, 2006 at 8:48 pm
margot, sultanahmet tarafına aşinalığım yeni, bilmiyorum var mı hâlâ. ama bugün aklıma sen geldin, etrafıma bi bakındım, açlığımın sesi seninkini bastırdı :)
suleyman, yaptığın yorumu;
Hey Jonquille,
How are you?
Cayci;
Now this is an incredible concept for me and I didn’t know such a job existed until I visited Turkey.
But now I understand the importance of a good “cayci” at the work place..
Selam soyle “Cayci Mevlut Abi” from me.
Suleyman.
blogger niye göstermedi bilmiyorum. ben silmedim yani :)
mevlüt abinin de sana selamı var, gelsin bi demli çayımı içsin diyor :)
aliusta bey,
niye kendinizi zor tutuyorsunuz? go on, yardım sözü verip de etmeyenler utansın ;)
erol, aldım mesajı :)
la mer ve wanadoo; “gel, böyle olmaz” demekle olmaz, bana somut şeylerle gelin. misal; “elimde bi tema var, allah seni inandırsın tam senlik” vb :)
May 20th, 2006 at 11:41 pm
wordpress kullanın, yüzlerce temanız olsun :)
blogger için teme işi kısmet işi :p
May 20th, 2006 at 11:46 pm
seçim öncesi bol kesen atan belediye başkanlarımızdan beklediğimiz gibi; icraat.
:)
May 21st, 2006 at 12:09 am
parti bana kalacak gibi :p
May 21st, 2006 at 6:32 pm
benim temam işte daha ne istiyorsun ehehe