tırımtırım
Posted on September 10th, 2006 @ 11:58 pm

bol kasvetli, bol yağmurlu bir istanbul sabahından merhaba.
gece uyuyamamış olmama rağmen sabah erken kalktığım ve her yağmur yağdığında ‘yağmur yağsın ama yollar ıslanmasın’ temennim cûş ettiği için pek keyifli olmamam gerekir. bazen istisnai durumlar olup, istisnai durumlar zaten bazen olanlardır, arkadaşım eşekle klavye başında sabah sabah blog yazmaya girişmek de varmış kaderde. aslında anlatacak bi şey yok pek, saat on ikiyi vurduğunda balo salonundan koşarak çıkacabileceğimi bilsem külkedisi olmaya bile razı olduğum halde hâlâ topalları oynuyorum.

bu sabah doktora gittim, yine. bey abi bi süre spor yapmamamı, yirmi gün sonra kontrole gelmemi emretti. ‘beni sahalardan mahrum etme, hem n’olacak bu beşiktaş’ın hali?’ diyip yara üstüne tuz basma terbiyesizliğini göstermeden ‘peki, poloyu bile bırakırım, yeter ki sen iste’ diyip röntgenlerimi, reçetemi kolumun altına kıstırıp yeni bandajımın hayalini kura kura eve döndüm.
oysa ki son günlerde, ‘bazen sorunların, hastalıkların üstüne gitmek gerekir’ düsturunca harp malulleri misal, gururla, ayağımın üstüne basmaya başlamıştım ağrımasına aldırmayarak.

sözün özü, ayağım hâlâ acıyor, ben bu durumdan çok sıkıldım ve zaten on dört gün sonra okul açılıyor.


2 Comments
bq

tırımtırım
Posted on September 10th, 2006 @ 11:58 pm

bol kasvetli, bol yağmurlu bir istanbul sabahından merhaba.
gece uyuyamamış olmama rağmen sabah erken kalktığım ve her yağmur yağdığında ‘yağmur yağsın ama yollar ıslanmasın’ temennim cûş ettiği için pek keyifli olmamam gerekir. bazen istisnai durumlar olup, istisnai durumlar zaten bazen olanlardır, arkadaşım eşekle klavye başında sabah sabah blog yazmaya girişmek de varmış kaderde. aslında anlatacak bi şey yok pek, saat on ikiyi vurduğunda balo salonundan koşarak çıkacabileceğimi bilsem külkedisi olmaya bile razı olduğum halde hâlâ topalları oynuyorum.

bu sabah doktora gittim, yine. bey abi bi süre spor yapmamamı, yirmi gün sonra kontrole gelmemi emretti. ‘beni sahalardan mahrum etme, hem n’olacak bu beşiktaş’ın hali?’ diyip yara üstüne tuz basma terbiyesizliğini göstermeden ‘peki, poloyu bile bırakırım, yeter ki sen iste’ diyip röntgenlerimi, reçetemi kolumun altına kıstırıp yeni bandajımın hayalini kura kura eve döndüm.
oysa ki son günlerde, ‘bazen sorunların, hastalıkların üstüne gitmek gerekir’ düsturunca harp malulleri misal, gururla, ayağımın üstüne basmaya başlamıştım ağrımasına aldırmayarak.

sözün özü, ayağım hâlâ acıyor, ben bu durumdan çok sıkıldım ve zaten on dört gün sonra okul açılıyor.


2 Comments
bq