blunders
Posted on November 28th, 2006 @ 2:10 pm

sınavdan sonra başlayıp sonuçların açıklanmasıyla biten sürecin en keyifli ânı muhakkak ki sınavda yapılan gafların yazılı olduğu emaili okumak.
parantez içindeki yorumlar hocaya ait.

And here are the exam blunders:

- Bibi is Greek. However, his name is French. This is his weakness.
- Emily has a character both death and live. (Dead or alive?)
- Emily is a typical woman. (She could be anything but typical. We women are not murderers by definition.)
- Emily is a round character. She is fat. (Hmmm?)
- Emily changes because she gets round, as she was slim at the beginning. (There is a total misunderstanding about roundness of the character, I believe.)
- Faulkner’s flashback’s increase the adrenaline. (A very biological approach)
- Emily changes throughout the story and she has plural view. (A response to the question about the plural point of view.)
- Emily circulates throughout the story. (Don’t ask me? There is a limit to an instructor’s imagination. I have no idea what this means.)
- Nick left his fragile, vulnerable and feminine characteristic at the end of the story and became a real man. (Does he become a macho? If so, I missed that point.)
- As Nick grows, the paper boy passes his time. (Koca hikayeyi boşa harcıyor yani.)
- Mann can enter the characters’ brain. (The portrait of the author as a surgeon!)
- Without a plot and a character the story would be hard to understand. (Would there be a story in the first place?)
- Emily and Homer are a gay couple. (I like this one. It offers new perspectives on homosexuality)

seviyoruzsenigürle.


6 Comments
bq
kronolojimiz böyle bizim
Posted on November 21st, 2006 @ 3:01 pm

eve gelirken hiç eve gelmek istemedim aslında, hava çok güzeldi; epey serin, hafif soğuk. ama allah’ın dağında saat sekizi geçerken tek başına yapılacak pek bi şey olmadığı, hayır kütüphaneye gitmeyi iyi bir alternatif değil, için tıpış tıpış eve geldim filmden çıkıp. tüm gün okunacak notların tepesinde tüneyip hiçbir şey okuyamadığım için günüm bir işe yarasın diyerek hana-bi gösterimine gittim.

filmden önce farkettim ki ben bazen çok çabuk kızıveriyorum.
salonun ses düzenindeki sorunun giderilmesinin epey vakit alacağını söylediler biz filmin başlamasını beklerken tamam mı~ biz dediğim bir, iki, beş, on kişi filandık tamam mı~ sizi tv odasına alalım dedi ordaki abi tamam mı~ mırın kırın edip kabul etsek de ben içmden epey bi kızdım tamam mı~ nedir bu sorumsuzluktu, insanların güvenini alt üst etmekti tamam mı~

tamam tamam, sonuçta bunların hiçbirini söylemeden plazma ekran olan odaya geçtik.

biraz sıkışık, birbirini tanımayan sekiz kişi için birazdan biraz fazlaca samimi bir halde doluştuk odaya. film başladıktan sonra film başlamadan hemen evvel karınımı tıksa basa doyurukenki keyfim geldi yerine. filmin vurdulu ♥ kırdılı olmasının bu halimde bir etkisi olduğu söylenemez elbette. //kendime sandalye çekip bir yer edinmekle cebelleşirken yanımda “ben aslında bu sandalyeyi sana tutmuştum” diyen kıza sevgilerimi yollamakla yetiniyorum sadece.//

ama durun, bol kanlı sahneler için de bir tavsiyem var elbette; burnunuza kadar yemekle dolu bir halde nishi abimizin patronun elemanlarından birinin gözüne haşhi çubuğunu çort diye batırmasını izlerken pörtleyen kanlarla midenizdekilerin de aktivasyona geçme ihtimalini düşünüp fazla tok olmamakta fayda var diyorum.

bunların dışında filmin içerdiği şiddet ve duygusallığı harika şekilde dengelediği için takeshi kitano‘ya şükranlarımızı sunduk, filmi çok beğendik, herkese tavsiye etmek üzere sözleştik.

o değil de azizim, bir de beni filmin son sahnelerinde nishi abinin karısının arigato ve gomen ne dediğini anladığım anda görecektiniz, adeta dört başı mâmur bir pollyanna‘ydım.


Comments
bq
tam kafiye
Posted on November 8th, 2006 @ 2:01 pm

uf uf çok fena.. çok, çoook -ama asla çokkk değil- soğuk, buz gibi.. yok yok, buz‘un ta kendisi.

hem doktor da söyledi: - tam burkulan bileğine lâyık. günde iki defa, sabah aç, akşam tok karnına.


2 Comments
bq
3es’li düşes’in düşleri düşeş geldi
Posted on November 3rd, 2006 @ 4:32 pm

yağmurdan başkasının sesi çıkmadı bugün. okula gittim geldim hep aynı, hiç sabah olmadı bugün. hep karanlık hep karanlık.

erken kalkıp güzel bi kahvaltı ettim haftalar sonra, güzel olsun bugün dedim. emrûzhubvekâşengest. yağmurun inadına okula gittim, kendi inadımdan şemsiye edinmedim. olsaydı eğer bi şemsiyem, onu bugün yanıma alacaktım. alsaydım eğer, ders çıkışı kantinde oyalandıktan sonra elimde çayımla okulda çıkarken bardağın içine damlalar inmeyecekti şıp şıp.

sessizdi her şey bugün. yemek yerken, her zamanki gibi, kediler doluştu etrafıma. her zamanki gibi değil, çığlıkısız, sessizdim bugün.

hem sonra, sakindi her şey. yerdeki su birinkintileri ıslatmadı bugün. sakindim ben bile. ne istanbul trafiğine, ne sırılsıklam kapşonuma, ne de eve gelişimin üç saate yakın sürmesine yakındım.

kapattım bi günün kapısını daha. vemenderiotagbâzest.


4 Comments
bq