dostlar alışverişte görsünPosted on January 17th, 2007 @ 5:58 pm
pat!
çok kaba bir özet yapıp kitabın kudüs’e gönüllü olarak giden dört yabancı gazetecinin, –arafat boşuna, “bir danimarkalı, bir fransız, bir türk, bir ingiliz. fıkra gibisiniz..” demiyor.– dört tutunamayanın tutunma çabalarını anlattığını söyleyebilirim. oysaki romanda ne sadece kudüs, ne de oraya gidenler var.

bana kalırsa roman baştan aşağı bir varoluş hikayesi; frank’in, nadya’nın, saadet’in, steve’in hatta iki halkın ve en önemlisi kudüs’ün varoluş sorgusu, hayatta kalma çabası.
arafat ve şaron’un tutumları ve uyguladıkları politikaları gibi, gerçeklik, aidiyet, öteki’leşmek sorunu da hikayenin ele aldığı konular arasında.
romandaki karakterlerin çok farklı geçmişlere, hikayelere sahip olmalarına rağmen sahip oldukları, belki de gazeteci olmalarından bile, önemli ortak özellikleri yalnızlıkları ve hayata tutunma çabalarıdır.
frank, grupta bağımsız olma, bireysel yaşama ve düşünme hissi en baskın olan kişidir. evli olmasına rağmen karısının onunla gelmek istemeyeceğini bildiği için kudüs’e gitmete karar vermesi de bu nedenledir. aslında bu gidiş tam anlamıyla bir kaçış. karısından çok kendinden kaçış. frank’i kudüs’e karşı en soğukkanlı, en duyarsız kişi yapan yine bu ait olamama, benimseyememe halidir.
nadya bir fransız. daha çok küçükken annesinin ona arap olduğunu unutturmaya çalışırken, babaannesinin Filistin’i özlemle anlatması sırasında başlamış arada kalmışlığı. Köklerinin saklı olduğu ve şu an yaşadığı topraklarla, yetiştiği kültür ve zihniyet arasında git-get’ler yaşayıp ait olduğu yeri sorgulayan, kararsızlık içinde bocalayan biri nadya.
saadet ise Müslüman bir türk. kızı hazal’la yaşam savaşı veriyor kudüs’te. çocuğunu babasız büyütmeye çalışmanın katmerli yalnızlığı, kimsesizliği var üstünde.
steve, geleceğini düşünmekten çok anı yaşamayı kendine düstur edinmiş çapkın bir İngiliz. en azından biz, okurlar, uzun süre bu şekilde tanıyoruz onu. bana romandaki en çarpıcı ve çetin kişi hikayesi steve’inki gelir: kendine bile itiraf etmekten çekinerek kendine yabancı kalması, giderek öteki’leşerek düşünmediği geleceğini gelmez etmesi..
5 Comments
bq
