g e c e y ü r ü y ü ş ü
Tuesday, February 6th, 2007işten gelip biraz dinlenip yemeğimi yedikten sonra yayla’ya kadar yürümek için evden çıkarken babam kalktı bilgisayarının başından, ‘ben de bunaldım beraber gidelim hadi’ dedi. ateşin hazreti ibrahim’i yakmayışını, aziz zapsu’nun postmodernliğini, posof’ta yaptığı askerliğini yine benzer yürüyüşlerde öğrenmiştim seneler evvel.
ama her şey değişmiş. artık babam elini omzuma atarak durmaksızın anlatmak yerine benim fikrimi de soruyordu, o iş bankası’yla çalışmayı tercih ederken ben garanti’yi savunuyordum. ben işyerinde geçirdiğim berbat günü, gelecek için değiştirdiğim kararlarından bahsederken o bana kendi deneyimlerini anlatıp tavsiyeler veriyordu.
yürüdük, bi buçuk saat yürüdük. yürürken çerez yedik, ben şikayet edip mızmızlandım, sakızımı kocaman balon yaptım, babam bana pamuk şeker aldı. baloncu görsek balon da alırdı, biliyorum.
hâlâ beceriksiz, hâlâ yardıma ihtiyacı olan küçük bi çocuk olduğumu hissettim uzun zaman sonra.
allah ondan razı olsun.
February 7th, 2007 @ 2:26 am
yayla diye bahsettiğin yerde eskiden minübüs durakları mı vardı acaba. belki hala vardır bilmiyorum. durakların arkasında park, parkın arkasında mecidiyeköy otobüslerinin durağı. yayla diyince ben böyle bir yer anımsıyorum. ama ali sarı bey’e ne anımsatır diye sorsak muhtemelen daha yeşil ve rakımı yüksek bir yeri tarif edecektir, sağlık olsun.
bi kere baban memursa iş bankası ile çalışmayı tercih etmesi normal. ben de garanti müşterisiyim lakin memnun değilim. paracard’ım kırıldı. bir haftadır yolluyacaklar. bir de hesap açtırmak da epey uzun sürüyor. he neden iş bankası memur ilişkisi kurdum. bilmiyorum, sanırım benim babamda orasını kullanıyor diye.
şimdi bir insan ne zaman baba olur diye düşünmek lazım. kesinlikle mızmız bir kızın olduğu zaman diye yanıt veririm. çevremde gözlemlediğim şeyler çünkü bana bunu öğretti. oğlu olan adam rahat eder. kendi deneyimlerinden örnekler verdiği zaman oğlunda bir yerlere tekabül eder bu. bak oğlum sınıftaki kızları şöyle etkilersin dediğin zaman oğlan “çak baba” diyebilir. fakat kız babası olmak için hakketten baba olmak lazım gelir. muhtemelen baba halen eşini anlamakta sorunlar yaşarken bir de mızmız bir kızı anlamak ve kendisinden beklediği şekilde sorunlarına çözüm yolları önermek zorunda kalacaktır. korkarım askerlik anılarını anlatması mızmız kızın gelecek planları için etkileyici bir örnek olmayacaktır. kızlarımızın askerlikten anladığı ile erkeklerimizin askerde yaşadıkları çok farklı olsa gerek.
son tahlilde, büyük türk düşünürü ilhan şeşen “baştan arayışlar nafile” demiş bir eserinde. ben katılıyorum. misal kendini beceriksiz hissediyorsun. hangi konuda? diyelim çok istediğin halde top sektirme konusunda. o halde ben bunu yapmıyım gidip çiçek yetiştiriyim dedediğin o beceriksizliği ortadan kaldırmış olmuyorsun ki. sadece çok istediğin bir şey yerine yapmakta zorlanmadığın başka bir şey yapıyorsun. yada istek olayını karıştımayalım, beceremediğini düşündüğün için başka bir şey tercih etmek zorunda kalıyorsun. oysa kimse doğuştan güzel top sektirmez. ben şimdi burayı bir yere bağlayacağım ama kendimi birden çok polyanna hissettim. annatırım sonra….
February 8th, 2007 @ 3:43 am
sen böyle anlatınca babamı özledim işte… :(
February 8th, 2007 @ 11:57 am
@jonquille
amin, razı olsun.
Muhabbetiniz daim ola..
@polyanna faruk
haklısın, mızmız kızına babalık yapabilen, onun nazını çekebilen baba babadır. Ve şu da bir gerçek ki, kızların yüzde doksandokuzu mızmızdır.
Allah sana bir sürü bir sürü kız nasip etsin :))
February 8th, 2007 @ 3:49 pm
ibni sina, amin diyorum, o kadar : D
February 9th, 2007 @ 11:33 am
Faruk, diyceksin tabi.. Amin demen için ettim ben o duayı. Bakma sonunda öyle güldüğüme. Seni bir an etrafında sana “baba baba, bana pamuk şeker al! baba baba, beni atlıkarıncaya bindir!” diye emir veren bir sürü ufak kız çocuğu ile hayal ettim de, ondan gülesim geldi. Niçin gülüyorum ki, olamaz mı? Olur tabi, ama istermisin bu kızların hepsi Fenerli olsun, hehe :)
February 27th, 2007 @ 8:45 am
geceyürüyüşü
her cuma saat 23′de
105.2 marmara fm’de
:)
May 1st, 2007 @ 6:10 pm
Anlatım tarzın o kadar samimi ve içten ki, blogunu çok beğendim.
Sevgiler
Eda Suner
www.edasuner.com
May 5th, 2007 @ 3:15 am
sağolsın eda :)