silahların gölgesinde

Saturday, April 28th, 2007

bugünlerde resmi ya da özel, bütün kişi ve kurumların genelkurmay’ın geceyarısı muhtırasına karşı aldıkları (ya da almadıkları) tavır, turnusol kağıdı gibi ayrıştırıcı etkiye sahip. kim demokrasiden, kim cumhuriyetten yana, kim cuntadan, muhtıradan, askeri darbelerden yana, su yüzüne çıkıyor.

cumhurbaşkanı seçimlerine katılmayarak demokratik sürecin işlemesine engel olan siyasi partiler muhtıraya tepki göstermediler. oysa demokrasinin çatısı olan meclisi savunmak ilk önce onlara düşerdi. özal’ın mirasına sahip çıkma iddiasındaki ANAP, menderes’in çizgisinde olduğunu savunan DYP, CHP ile birlikte hareket ettiler ve işbirliğini sürdürme kararı aldılar. CHP, genel başkan yardımcısı onur öymen’in ifade ettiği üzere, muhtıranın “her kelimesine katılıyor”.

üniversiteler beklendiği üzere sessiz. odtü rektörü muhtıraya destek çıkıyor.

meclis başkanı bile herhalde olağandışı şeylerden çekindiğinden olsa gerek, geceyarısı uyarısını “olağan” olarak niteledi.

bugün istanbul’da çağdaş yaşamı destekleme derneği öncülüğüne yapılan ikinci “cumhuriyet mitingi”nde asker lehine sloganlar atılıyor.

bütün bu karanlık tablo içinde belki sadece hükümetin dünkü basın açıklaması ümit vericiydi. kararlı, yürekli, dik bir duruş… belki de siyasi tarihimizde ilk defa askerlerin müdahalesine hükümetten böyle bir cevap geliyor.

andaç medyası cephesinde durum aynı. 12 eylül’ü, 28 şubat’ı destekleyenler, bugün de muhtıradan yana yazılar yazmaktan çekinmemişler, utanmamışlar. kim olduklarını tahmin etmek güç değil. “büyük” gazetelerin “büyük” yazarları…

anayasa mahkemesi bir “hukuk fantazisi” olarak görülen ve görülmesi gereken CHP’nin 367 toplantı yeter sayısı itirazını kabul ederse, meclis, genel seçimlerden sonra bile ilk turda bu çoğunluğu bulamayabilir ve cumhurbaşkanını o zaman da seçemeyebilir.

bu manzara bana 12 eylül öncesini hatırlattı. darbenin gerekçelerinden biri meclisin uzun süre cumhurbaşkanını seçememesiydi. diğer gerekçe de siyasi cinayetlerdi, ne hikmetse darbeden sonra birden kesiliveren cinayetler… bir diğer gerekçe de, erbakan önderliğinde konya’da yapılan yürüyüş idi. erbakan da 17 yıl sonra başka bir müdahaleye yine muhtelif gerekçeler kazandıran isim olacaktı.

askeri müdahalelerin bu ülkeye, bu ülkenin insanlarına nelere mal olduğunu hiçbir zaman hatırdan çıkarmamak gerek. abd başkanı jimmy carter’a “bizim çocuklar işi bitirdi” mesajıyla haber verilen 12 eylül süresince 650 bin kişi göz altına alınmış, 1 buçuk milyon kişi fişlenmiş, 7 bin kişinin idamı istenmişti.

genelkurmayın geceyarısı uyarısı, anayasal düzene verdiği zarar, millet iradesine, meclis iradesine, yargıya haksız müdahale niteliği bir yana, türkiye cumhuriyeti’ni küçük düşürdü.

hukukun terazisine, meclisin kürsüsüne gölge düşürdü.

türkiye cumhuriyeti atatürk’ün hedef gösterdiği muasır medeniyetler seviyesine muhtıralarla, darbelerle, cuntalarla erişemez.

bugünlerde gazeteler bir nevi turnusol kağıdı. kimin ne olduğunu anlamak açısından.

http://ryu.divit.org/2007/04/29/silahlarin-golgesinde-2/

comment

  1. dilsuhte said:

    çıldırasım var.

leave a comment