kahvaltı
Posted on May 27th, 2007 @ 10:48 am


5 Comments
bq
one day my day
Posted on May 23rd, 2007 @ 11:57 am

zeynep’ten ayrıldıktan sonra eve gittim, kafamdaki ağırlığa aldırmayıp, fırındaki mini pizzalardan atıştırdıktan sonra kütüphaneye koştum.

evet blog, ben bunu yaptım.

near east’ta istediğim kitapları bulamayınca, ahırlara inip duvak kenarında bi kabine çöktüm.

bunu da yaptım.

nedim’den birkaç beyit yazdıktan sonra kendimi siber sayfalarda buldum. haftasonu buradaki olmayan eve gidince bundan yapmaya karar verdim. devletşah’ın sitesini açar açmaz karşıma harika bir aşure fotoğrafı çıkıca, sayfayı kapatıverdim. çok nefisti, dün de yazdığım [ne sık yazmaya başladım yine] gibi canım dayanılmaz şekilde aşure istiyor.

yalancı değilim. View the rest of this entry…


1 Comment
bq
the bastard of istanbul yâhut baba ve piç
Posted on May 22nd, 2007 @ 2:53 pm

ilk kez bir elif şafak romanı okudum; baba ve piç. doğrusu hayal kırıklığına uğradığımı söylemeliyim, özellikle üslup/dil hususunda. ‘hani o yerlere göklere sığdırılamayan dil bu muydu’ dedim ister istemez. çeviri de olsa, üslubun hissedildiğini söylemek mümkündü, hatta bazı yerde zorlandığını görmek, bu yüzden çeviri bahanesini kabul etmeye temayülüm yok pek.

bunu bir kenara koyarsam, kitabın üçte birlik ilk bölümünün de, içerik olarak, benim için ayrı bir fiyasko olduğunu söylemeliyim. bilmiyorum, belki de istemsiz olarak fazla beklenti içine girmiştim, ama romanın 130′uncu sayfalara kadar biraz edebi, biraz da felsefi ‘ergenlik romanı’ tadı aldım. benim giriş olarak adlandırdığım bu bölümü, karakterlerin tanıtılması için kullanıldığını ve müsamaha göstermem gerektiğini düşünürsem, karakterlerin bile çok iyi çizilmediği için ellerimi sahnede nereye koyacağını bilemeyen şarkıcılar gibi hissediyorum kendimi. keşke, kişilere bir şeyler yaptırmak yerine onları özgür bıraksaymış yazar. kahramanlar dışında da, metne müdahale etmeden duramaması, romanın başında her şeyden uzun uzun bahsedilip, sonlara doğru, kendisine verilen sayfa sayısını verimli kullanmadığı için sonları bir eli çabuklukla yazılmış hissiyle birleşince, ister istemez bir tanzimat dönemi rüzgarı estiriyor. View the rest of this entry…


8 Comments
bq

Posted on May 18th, 2007 @ 3:27 pm

rahmetini esirgemeyen rabb’e hamdolsun.


3 Comments
bq
hmpf
Posted on May 16th, 2007 @ 2:58 pm

“sakin bir tabiata sahip oldugum soylenebilir. bu, sakin tutumumu ‘cocuklar rezervasyon yaptirmayi unutmayin, mutlakaaaag gelin’lerin ertesinde, sabahin guzelliginde kamusal nedenlerle, rez. yaptirmayan bi dolu insanin disarda kalmasi ve yaptirilan rez.larin bosa gitmesi bi yana, onur kirici bir seye; elbette teamullere karsi bi sey olmadigi halde devam ettirecegim anlamina gelmez. bunun bir kazanci oldugundan degil; ama senelerdir suregiden haksizlik sebepsiz yere katmerlestikce kendimi alamiyorum sanirim, cok kiziyorum ve aslinda daha cok uzuluyorum. neyseki zeyneple karsikli oturup sohbet etmek hala keyifli, ve neyseki tum yapilanlara ragmen hala umitsizce de olsa hayal kurabiliyoruz.”

***

yazmıştım pazartesi günü.

bazen çok sıkılıyor olmamın bazenden daha sık hale gelmesine, daha çok sıkılıyorum.


4 Comments
bq
en fiyakalı spring break*
Posted on May 5th, 2007 @ 2:43 am

az evvel eve nereden geldiğini anlamadığım bi mavi bir oyun hamurunu top yapıp sarı duvarlarımı dövdüm. sonra güzide bir spor kulübümüzün çirkin renklerine bağlanma hissiyatına girip bıraktım. aslında new slang‘i dinlerken böyle şeyler yapmam gerektiğini düşünüp bahane arıyordum. new slang‘le kahve yudumlanıp camdan dışarısı seyredilebilir, güzel bir cumartesi kahvaltısı yapılabilir, sevdiğinle kol kola yürünebilir, çiçek koklanabilir, hayâller kurulabilir ama oyun hamuru topuyla duvar dövülmezdi. hem anneler buna kızardı. ya da tüm bunlar başı ağrıyan birinin hastalıklı düşünceleri olabilirdi; evet, new slang dinleyerek adam bile öldürürdük, the shins‘in ruhu bile duymazdı. View the rest of this entry…


6 Comments
bq