az evvel eve nereden geldiğini anlamadığım bi mavi bir oyun hamurunu top yapıp sarı duvarlarımı dövdüm. sonra güzide bir spor kulübümüzün çirkin renklerine bağlanma hissiyatına girip bıraktım. aslında new slang‘i dinlerken böyle şeyler yapmam gerektiğini düşünüp bahane arıyordum. new slang‘le kahve yudumlanıp camdan dışarısı seyredilebilir, güzel bir cumartesi kahvaltısı yapılabilir, sevdiğinle kol kola yürünebilir, çiçek koklanabilir, hayâller kurulabilir ama oyun hamuru topuyla duvar dövülmezdi. hem anneler buna kızardı. ya da tüm bunlar başı ağrıyan birinin hastalıklı düşünceleri olabilirdi; evet, new slang dinleyerek adam bile öldürürdük, the shins‘in ruhu bile duymazdı. Read the rest of this entry »