zeynep’ten ayrıldıktan sonra eve gittim, kafamdaki ağırlığa aldırmayıp, fırındaki mini pizzalardan atıştırdıktan sonra kütüphaneye koştum.
evet blog, ben bunu yaptım.
near east’ta istediğim kitapları bulamayınca, ahırlara inip duvak kenarında bi kabine çöktüm.
bunu da yaptım.
nedim’den birkaç beyit yazdıktan sonra kendimi siber sayfalarda buldum. haftasonu buradaki olmayan eve gidince bundan yapmaya karar verdim. devletşah’ın sitesini açar açmaz karşıma harika bir aşure fotoğrafı çıkıca, sayfayı kapatıverdim. çok nefisti, dün de yazdığım [ne sık yazmaya başladım yine] gibi canım dayanılmaz şekilde aşure istiyor.
en popüler anında mesajlaşma programını uzun zaman sonra açıp, ‘meşgul değilim hiç’ yazdım iletime, ama benden başka herkes meşguldü [hâlâ de öyle ya] sanıyorum.
yalanın batsın.
en iyisi eve gidip ödeve devam etmek. hem zaten kütüphane de kapanmaya hazırlanıyor yavaştan. [bence kütüphane on ikiye kadar açık kalmalı.]
yalancısın.
May 23rd, 2007 at 1:23 pm
seninle gurur duyuyorum. ben senden ayrıldıktan sonra otobüse bindim, karşıya geçtim, eve geldim. bi sigara yaktım ve bilgisayar başına oturdum. nedim ve fuzuli ise arkada beni bekliyorlar.
dedecüğüm!