kuzu kuzu meeeeğPosted on July 29th, 2007 @ 11:37 am
okula gittiğim sürece mütemadiyen sızlandığım şeylerden biri ödevlerdir. eğer öğrenciliğe devam edersem kuşkusuz ki onlardan dert yanmaya devam edeceğimdir. ama mühim değil. şu nefis geçen temmuz ayında bu bile canımı sıkmıyor. [tak tak tak: tahtalara vurma efekti.]
kahvaltıyı, uzun zamandır methini duyup da gitmek fırsatı bulamadığım, kaymakçı pando‘da yaptım. güzeldi. dükkan sahibi amcanın anlatılan gibi çok da huysuz/suratsız biri olmadığını gördüm. beraber fotoğraf çektirirken “karım, kızlarla fotoğraf çektirme diyor, kıskanıyor” dedi, sırtımızı sıvazladı, başka bir şey ister misiniz diye sordu. gülüştük. bu da güzeldi. daha sonra kıraathanenin buluşmasına katılmak için saray muhallebicisine gittik. süleymaniye, zeyrek, fener derken halsiz düştük. benim ikinci katılışımdı, yine çok keyifliydi. bu daha da güzeldi. derken bir sokakta 28 günlük bir kuzu gördük, kucağıma aldım, sevdim, çok tatlıydı. sevgili nimbus da fotoğrafladı. bu ise en güzeliydi. şimdi çok yorgunum ve ödevim var. dediğim gibi, mühim değil.
[son zamanlarda keşfettiğim bir grup olan radio tarifa‘dan sin palabras. çok beğendim]
6 Comments
bq
şimdi yanık şekerim sert, hayat ondan da dert, ben zaten tiryakiyim, ayrılık aşktan da berbat!Posted on July 26th, 2007 @ 10:42 am
uyumadan, yemeden sabahladım, yazdım, yazdım, yazdım, beğenmedim, yazdım, yine beğenmedim. kötü oldu. yapacak bir şey yoktu. “ellerini saçlarıyla düzeltti” diye cümleler kurduğumu farkedince durdum. okuttum. okula gittim. kendimi berbat hissettim. gece boyunca yediğim bonibonların ve içtiğim meyve sularının tadları vardı ağzımda. zombi gibiydim de ayrıca. 59r’de sekiz senedir görmediğim ortaokul arkadaşıma rastladım. şaşırdım. erken çıkmak için ivana’dan izin aldım. ödevimin kalanını yaptım. koştum koştum geç kaldım. güldü, yanını gösterdi, oturun dedi. ben rahatsızım, okumasam ya dedim. o zaman senden uzak duralım dedi, hem başkası okur, n’olur, dedi yol gösterdi. başkası okudu. bitince, başkasıyla odasını aradık. bulunca içeri daldık. anlattık, dinledi, anlattı, dinledik, anlattık dinledi, yeter ağlatacaksınız beni dedi. çikolata ikram etti. aldık yedik, biz onu yendik. gelin beni bulun eylül’de dedi. en sevdiğim ay eylül idi. mailimi de biliyorsunuz dedi, @boun.edu.tr’yi öpesim geldi. kitabımız yayınlanırsa ona imzalamayı unutmamamızı tembihledi. peki dedik, siz bizi istediniz de gelmedik mi? geri giden ayaklarla çıktık. içimiz içimize sığmadı. bekleyemedik. yürüdük, yürüdük, yürüdük. birbirimize tekrar tekrar tekrar anlattık, aramıza yeni aldığımıza daha çok anlattık. anlattıkça uçtuk. hava serinledi. kanatlarım çıkmadan uçtum. koştum, koştum, suyu buldum. geçmedi boğazımdan. çikolatanın tadı vardı. gitsin istemedim, onun verdiği çikolatanın tadı. sonra hayâl gördüm. güneş yemiş, güzelleşmişti. sonra renkli geldi. anlattık, yedik, içtik. ben üç pakete konuverdim, bir de küçücük turtalarla mumlara. dilek tuttum, üfledim. büyüdüğüm güzel olsun dedim.
6 Comments
bq
güzel ve dâhi bülent ersoyPosted on July 22nd, 2007 @ 11:44 am
annem son bir haftadır beni bir yerlere yollama çabasında ‘değişiklik olsun’ diye. değişiklikten kasıt yaz okuluna giden biri için tatil olamayacağına göre, çabası ve tavsiyesi daha çok “istersen bugün şu arkadaşında kal” şeklinde oluyor. sanırım okuldan eve geldiğimde sıcaktan ve trafikten baygın halde olduğum için kötü olduğumu düşünüyor. yok halbuki öyle bir şey. ders sonraları ortağım filizz’le kb önünde sohbet edip hocamızı bekleme seanslarımız tüm yaza değer. kendimize ayrı bir dünya kurduk. filizz, benden birkaç gün haber alamayıp, hocamızın hanımı hakkındaki dedikoduları bana yetiştiremediği zaman annemin telefonunu arayıp beni isteyecek kadar durumu abartmış durumda. haftasonu olunca mantıklı düşünüp “olacak şey değil, deli miyiz” desem de derse girince her şey birden değişiyor, bakışlarımız sabitlenip, dudaklarımız yayıldıkça yayılıyor. hocamızın hanımı rüyama girip ayar verdiğinden beri, ben kendi hesabıma, deneyimlerime dayanarak bunu atlatabileceğimi düşünüyor, ortağım için daha çok endişeleniyorum. daha açık söylemek gerekirse, biz hocamıza bir ergen hayranlığı ve bir yetişkin tutkusuyla aşık olduk, hayrolsun.
güzel şeylerden bahsedince başlığı unuttum, kısaca yarışmadan bahsedip bülent ersoy’a mutluluklar dileyeyim.
dün akşam güzel ve dâhi diye bir şey izledim. yarışmanın amacını ve formatını biliyor değilim ama anladığım kadarıyla güzellere genel kültür soruları, dâhi!lere de magazinle ilgili sorular soruyorlar.
s:kenan evren kimdir?
c:yaşıyor.
s:ne iş yapar
c:marmariste yaşıyor. cumhurbaşkanlığı yapmış.
c:askerdir. daha önce astsubay demiştim ama değilmiş. asker doğup asker ölmüştür.
s:adolf hitler kimdir?
c:bir yerin bir şeyidir.
s:ne yapmıştır?
c:birilerini mi öldürmüşti? ay, yunanlıları galiba.
s:demek şener’in basketçi eşinin adı nedir?
s:bakkal şarkısı polemiğini ortaya çıkaran kadın şarkıcının adı nedir?
s:bilmem kimin boşandığı mankenin adı nedir?
belki de olan biten her şeyi anlamam gerekmiyor diye düşünüyorum.
10 Comments
bq