şimdi yanık şekerim sert, hayat ondan da dert, ben zaten tiryakiyim, ayrılık aşktan da berbat!
Posted on July 26th, 2007 @ 10:42 am

uyumadan, yemeden sabahladım, yazdım, yazdım, yazdım, beğenmedim, yazdım, yine beğenmedim. kötü oldu. yapacak bir şey yoktu. “ellerini saçlarıyla düzeltti” diye cümleler kurduğumu farkedince durdum. okuttum. okula gittim. kendimi berbat hissettim. gece boyunca yediğim bonibonların ve içtiğim meyve sularının tadları vardı ağzımda. zombi gibiydim de ayrıca. 59r’de sekiz senedir görmediğim ortaokul arkadaşıma rastladım. şaşırdım. erken çıkmak için ivana’dan izin aldım. ödevimin kalanını yaptım. koştum koştum geç kaldım. güldü, yanını gösterdi, oturun dedi. ben rahatsızım, okumasam ya dedim. o zaman senden uzak duralım dedi, hem başkası okur, n’olur, dedi yol gösterdi. başkası okudu. bitince, başkasıyla odasını aradık. bulunca içeri daldık. anlattık, dinledi, anlattı, dinledik, anlattık dinledi, yeter ağlatacaksınız beni dedi. çikolata ikram etti. aldık yedik, biz onu yendik. gelin beni bulun eylül’de dedi. en sevdiğim ay eylül idi. mailimi de biliyorsunuz dedi, @boun.edu.tr’yi öpesim geldi. kitabımız yayınlanırsa ona imzalamayı unutmamamızı tembihledi. peki dedik, siz bizi istediniz de gelmedik mi? geri giden ayaklarla çıktık. içimiz içimize sığmadı. bekleyemedik. yürüdük, yürüdük, yürüdük. birbirimize tekrar tekrar tekrar anlattık, aramıza yeni aldığımıza daha çok anlattık. anlattıkça uçtuk. hava serinledi. kanatlarım çıkmadan uçtum. koştum, koştum, suyu buldum. geçmedi boğazımdan. çikolatanın tadı vardı. gitsin istemedim, onun verdiği çikolatanın tadı. sonra hayâl gördüm. güneş yemiş, güzelleşmişti. sonra renkli geldi. anlattık, yedik, içtik. ben üç pakete konuverdim, bir de küçücük turtalarla mumlara. dilek tuttum, üfledim. büyüdüğüm güzel olsun dedim.


6 Comments
bq

şimdi yanık şekerim sert, hayat ondan da dert, ben zaten tiryakiyim, ayrılık aşktan da berbat!
Posted on July 26th, 2007 @ 10:42 am

uyumadan, yemeden sabahladım, yazdım, yazdım, yazdım, beğenmedim, yazdım, yine beğenmedim. kötü oldu. yapacak bir şey yoktu. “ellerini saçlarıyla düzeltti” diye cümleler kurduğumu farkedince durdum. okuttum. okula gittim. kendimi berbat hissettim. gece boyunca yediğim bonibonların ve içtiğim meyve sularının tadları vardı ağzımda. zombi gibiydim de ayrıca. 59r’de sekiz senedir görmediğim ortaokul arkadaşıma rastladım. şaşırdım. erken çıkmak için ivana’dan izin aldım. ödevimin kalanını yaptım. koştum koştum geç kaldım. güldü, yanını gösterdi, oturun dedi. ben rahatsızım, okumasam ya dedim. o zaman senden uzak duralım dedi, hem başkası okur, n’olur, dedi yol gösterdi. başkası okudu. bitince, başkasıyla odasını aradık. bulunca içeri daldık. anlattık, dinledi, anlattı, dinledik, anlattık dinledi, yeter ağlatacaksınız beni dedi. çikolata ikram etti. aldık yedik, biz onu yendik. gelin beni bulun eylül’de dedi. en sevdiğim ay eylül idi. mailimi de biliyorsunuz dedi, @boun.edu.tr’yi öpesim geldi. kitabımız yayınlanırsa ona imzalamayı unutmamamızı tembihledi. peki dedik, siz bizi istediniz de gelmedik mi? geri giden ayaklarla çıktık. içimiz içimize sığmadı. bekleyemedik. yürüdük, yürüdük, yürüdük. birbirimize tekrar tekrar tekrar anlattık, aramıza yeni aldığımıza daha çok anlattık. anlattıkça uçtuk. hava serinledi. kanatlarım çıkmadan uçtum. koştum, koştum, suyu buldum. geçmedi boğazımdan. çikolatanın tadı vardı. gitsin istemedim, onun verdiği çikolatanın tadı. sonra hayâl gördüm. güneş yemiş, güzelleşmişti. sonra renkli geldi. anlattık, yedik, içtik. ben üç pakete konuverdim, bir de küçücük turtalarla mumlara. dilek tuttum, üfledim. büyüdüğüm güzel olsun dedim.


6 Comments
bq