oww!Posted on August 23rd, 2007 @ 5:20 pm
yüksek lisans ön kayıt harçlarının 75′leri sollayıp 100 ytl’lere dayandığından bahsediyoruz gençler. bunun için 250 ytl’yi gözden çıkarssak..
12 ytl’den de transkriptler alsak ve 40 ytl’yi gözden çıkarsak..
üstüne bir de noter onaylı zamazingoları eklesek..
tam da burada zaten yaz okulu için takribi 500 lirayı okula bağladığımızı düşünürsek.. oww!
oww ya..
bunun yanında insanın canını sıkan başka şeyler de yok değil, misal; mezun olunan okula göre, mezun olmak için gerekli olan minimum notun 2 -yani onlara göre 70′e takabül eden bir not- olması, ama diğer okulun 2′nin üzerindeki bir ortalamayı 60′a denklemesi var. “ah be güzel abim sen bunu var 60 say ama bu nota göre ben kendi okulumdan mezun bile olamıyorum” demek istedim duyunca. benzer bir şeyle karşılaşmamak için mezun olduğunuz okulun öğrenci işlerinden, en azından, mezuniyet notunun 70 olduğunu yazan bir belge bulundurmak faydalı olabilir. yani en azından ben öyle yapmayı planlıyorum.
1 Comment
bq
a d j u s t i n gPosted on August 14th, 2007 @ 5:30 pm
termostatlı aletlerden oldum olası canımı sıkmıştır, birden çalışmaları beni ürkütür.
şu zamanlarda ben de bozuk bir termostat sorunu yaşıyorum. tamamen iyileştiğimi zannetmemle ateşimin çıkması bir oluyor. ilaç kullansam bile işe yaramayacağına eminim, çünkü benimle dalga geçiyor.
ya da hiç olmadık bir anda aklıma notlara bakmak geliyor ve marketing hocamın açıklaması gerekenden bir hafta sonra bile notları açıklamadığını görüp, mezuniyet sonrası planlarımın dibine kibrit suyu döktüğünü düşündükçe yine ateşleniyorum. bu gerçekten ciddi bir mevzu, çok kızgınım kendisine. mail de attım ama cevap vermedi. onu affedebilecek miyim bilmiyorum.
en kötüsü de, iyi mi kötü mü olduğuna karar veremeyip bazen iyi bazen de kötü tepki verdiğim bir şey; abim evlendikten sonra benim ilk kez evde tek başıma geçirdiğim bir tatil olması ve onun aşırı korumacılığı. niyet iyi farkındayım ama hergün “bize gel/sana gelelim”ler, alışverişe çıkıcam dediğimde “bekle, akşam ikimiz çıkarız”lar çok fena ya da herhangi basit bir şeydeki aşırı titizlik.. en azından beş senedir tatilimin bir bölümünü yalnız geçiriyorum ve çok memnunum. abimin bir kızı olursa benim kadar rahat yaşayamayacağını düşünmeye başladım.
hani bir de karikatürler var ya deniz baykal’la ilgili, artık suyu çıktı sanki. “‘yendik şişirdik dolma yaptık pişirdik’ furyası bitse ya artık” dedirtiyor..
Comments
bq
overPosted on August 2nd, 2007 @ 3:09 pm
“sizin beraber yaptığınız bir çalışma vardı di mi, e hadi başlayın bakalım okumaya” dedi. heyecanladım. bitmediğini hatırlayınca korktum, irkildim, uyandım. bunları saat sekize gelirken kestirdiğim iki on dakika içinde söylemişti. silkindim, devam ettim. işim erken bitti, ortağım erken geldi, ama bu geç kalmamıza engel değildi. iki dakika. oturduk. güldüm. çok güleç idim. “eren okusun” dedi, göz kırptı, “peki” dedim, yine güldüm. kalbim hız yaptı, ellerim terleyip, yanağım kızardı. çabuk çabuk okudum. nerminler neriman oldu. güldüler. ben de güldüm. mahir’i sevdiler. ben de sevdim. ben kel mahir idim.
bitti. çıktık. içime çöreklendi bir acı. “bu sefer gerçekten bitti farkında mısın” dedim ortağıma. “sus, fena oluyorum” diye tısladı. çıktıktan sonra tekrar gelip “n’apıyorsunuz siz burda” demesi, “hoşça kalın” dememe göz kırpmasıyla cevap vermesi gözümün önüne geldi. bunları düşündüğümün nereden anladıklarını anlamadığım diğerleri beni kıskanıp yanıma geldi. düşüncem dağıldı, ardından da yanımdakiler. ortağım kaldı. kuzey temmuzunu ne çok sevdik dedik. yola düştük. yorgun düştük. düş gördük. uyandık. yorgunluğa uyandık.
‘uykusuzluktan’ desem de değildi. heyecanın, zamanın bitkinliğini saklamasıydı. bizi ayakta tutan o bitince kendi bitişimizin farkına varmamızdı. uyuyorum şimdi geçer diye.
the fratellis-whistle for the choir
3 Comments
bq