“NIETZSCHE Ağladığında‘yı okuyorum günlerdir. Hâlâ umutsuzluğun doruğunda değilim” derken vüs’at o. bener, arkadaki apartımandan bir çocuk ağlaması geliyor. ağlama ki ne ağlama, hüüüüüeeeeeğ diye iç çeke çeke. kitabı kapatırmış gibi yapıyorum nietzsche’yi görmesin diye. derken koca bir adam sesi, koca ses hüüüşşşt diyor. bebek ne kadar hüüeeğlerse adam da o kadar hüüüşştlüyor. kitabı tekrar açıyorum. önce adamın hüştü kesiliyor, sonra bebeğin hüeğleri hızla giden bir ambulansınki gibi yavaşlayıp yok oluyor. “NIETZSCHE Ağladığında‘yı okuyorum günlerdir. Hâlâ umutsuzluğun doruğunda değilim“i okurken aslında vüs’at o. bener’i ne çok sevdiğimi düşündüğümü hatırlayıp “o’henry gibi adın olacak ki sevsinler” diyorum.