“NIETZSCHE Ağladığında‘yı okuyorum günlerdir. Hâlâ umutsuzluğun doruğunda değilim” derken vüs’at o. bener, arkadaki apartımandan bir çocuk ağlaması geliyor. ağlama ki ne ağlama, hüüüüüeeeeeğ diye iç çeke çeke. kitabı kapatırmış gibi yapıyorum nietzsche’yi görmesin diye. derken koca bir adam sesi, koca ses hüüüşşşt diyor. bebek ne kadar hüüeeğlerse adam da o kadar hüüüşştlüyor. kitabı tekrar açıyorum. önce adamın hüştü kesiliyor, sonra bebeğin hüeğleri hızla giden bir ambulansınki gibi yavaşlayıp yok oluyor. “NIETZSCHE Ağladığında‘yı okuyorum günlerdir. Hâlâ umutsuzluğun doruğunda değilim“i okurken aslında vüs’at o. bener’i ne çok sevdiğimi düşündüğümü hatırlayıp “o’henry gibi adın olacak ki sevsinler” diyorum.
August 11th, 2007 at 2:50 pm
güzel kitaptır wesselam :)
August 11th, 2007 at 5:05 pm
ttku says: sana
yorum yazdim
betulum
ama
error veriyor
:/
napacagim ?
***
o oykuyu okudugum yeri hatirliyorum. o ani, o anki huzurumu. hava serindi, ruzgar vardi. sadece rahat hissettigimde dugumunu cozdugum saclarim, boynumu sikan gomlegin bir dugmesini acmisim vusat o. bener okuyorum. babasini anlatiyor, bir palto’dan bahsediyor. yanilmayayim istiyor herhalde, iki kez gogol’un paltosu degil ha ! diye uyariyor. ey vusat, uslubunu sevdigim, sen yaz. sen yaz, bogazima ekledigin dugumler bahar. yanilmayasin isterim, kastettigim son bahar.
hani diyorum, bir yazari - bir yazani, bin sevmek - bin bilmek ne guzel bir sey degil mi ! nietzsche agladiginda gozlerinde gecmis zamanlarin nisani, kir sacli bir adamin aklima dusmesi, yanibasima oturup sessizce hikayeler anlatmasi ne essiz, ne kadar bir tane.
gecenin bir vakti bir kitabi daha da cok sevmeme vesile oldun, bir kitapta daha seni hatirlamama el oldun. opuyorum gozlerinden.
***
buydu yorumum
:)
August 11th, 2007 at 5:23 pm
sabahnur, sen nietzsche ağladığında’dan bahsediyorsun sanırım. benim bir fikrim yok, okumadım onu. çok yakın gelecekte okumayı planladıklarım arasında değil. ama vüs’at o. bener’i tavsiye ederim :)
pek sevgili ttku,
aynı kişi hakkında benzer şeyler hissetmemize ben de pek sevindim.
az sonra bener’in “oğuz atay’ın anısına” dediği ‘buzul çağının virüsü’ne başlayacağım. biri günlüğünde “vüs’atle şöyle yaptık” diyor, diğeri de kitabının önüne “oğuz’un anısına” yazıyor. ve bunlar beni heyecanlandırıyor.
öperim,
çav!