nihayetinde taşınabildim, ama öyle görünüyor ki yerleşmem epey vakit alacak. kıyafetleri bir şekilde hallettim lakin kümeleyip duvar kenarına dizdiğim kitapları nereye koyacağım bilmiyorum. hatta onlara arkadaş olsunlar diye, bir de annemin 80′lere ait burda modellerini döktüm. “hüüaa, negzel bi bluz, şahane bir elbise” deyip sabahlara kadar kalıp çıkarıyor, yeni aldığım tüm kumaşları ortaya saçıp karar vermeye çalışıyorum. bu sıralar sadece kumaşları seviyorum. başka hiç kimseyi değil.
tüm bunları yazmamın nedeni, sevgili passive‘in pasına bir girizgah yapmaktı, kendisi ‘hedef: mimsiz bir medeniyet‘ sloganıyla pis işlerine beni de alet etmiş, şimdilik beni kullanmasına ses çıkarmıyor, kurallara göre elime alacağım bir kitabın 187. sayfasının ilk cümlesini yazıyorum. nalet biri olduğumdan, önce gözüme wordpower english-turkish dictionary‘yi kestirsem de, kendime kıyak geçme amacıyla, yüzüklerin efendisi-kralın dönüşü‘nü açıyorum. burada birçok kez bahtsızlığımda bahstemiş olmalıyım. nitekim bir kez daha yeri geldi, zira o da ne, 187. sayfada sadece ALTINCI KİTAP yazıyor. evet, koca sayfanın gerisi bomboş!
ben bundan sonra “ben nası bi insanım“ı sorgulamaya çekilirken, bu âlemin eski arkadaşlarından nikita‘yı muhtemel üşengeçlik uykusundan uyanması için, the prospect behind the hill’le enjoy eden ryu‘yu da gördüklerini bize anlatması için dürtüyorum.
adiyoz!