gel ey denizin nazlı kızı
Posted on November 30th, 2007 @ 4:22 pm

“yahu ne kadar çok ölüm, hastalık haberi üstüste geldi bu sıralar farkında mısın” dedim andreas’a. sandalyesini bana doğru çevirdi, “mesela” dedim, “bu akşam şahin abinin kırkıncı gün duasına giderken televizyonda uçak kazasında ölenlerin fotoğraflarını gördüm, bir de baktım bizim fizik asistanı. hani benden kopya çekmeye çalışan biri yüzünden benim kağıdımı da işaretlediği için sinir olduğum asistan var ya, o işte.” dedim. ölünün arkasından ‘böyle’ konuştuğum için kızdı bana, oysa sadece hatırlaması için söylemiştim. tekrar masasına döndü, bilgisayarının sesini açtı, “allah rahmet etsin hepsine” dediğimi duymadı.


9 Comments
bq
kesfinside
Posted on November 28th, 2007 @ 3:35 pm

pazartesi: evden cikarken, arap yarimadasindan gelen bir mektup tutusturdu annem elime: ‘yine neler karistiriyorsun?’ bakisi. yolda yururken okudum: bu sefer de saglam bilegimi burktum. eve gelince yine okudum. sonra bi kez daha okudum: yazi cok okunaksizdi cunku, benimkinden bile. aldigim mektuplari, kartlari bir muddet gorunur bir yerde tutuyorum: baktikca mutlu oluyorum.

sali: aylaklik yapmaya ciktim. ne zamandir bir kopyasi da bende olsun istedigim bir kitap aldim. kitabi kesesinden yarin cikaracagim. her zamanki gibi tarih atarken ne kadar ozenirsem, o kadar kotu yazacagim: fakat yine de cok zevk alacagim. sonra sayfalarini cevirip cevirip, icime ceke ceke koklayacagim: bir gun kitaba kiyabilirsem okumaya da baslarim kimbilir.

carsamba: aksam televizyona bakarken annem ile babama meyve soydum, dilimledim, onlerine koydum. ben bunu hep buyukler yapmali zannediyordum: biz kucukken annem ve cogunlukla babam meyve tabagi hazırlardi. degilmis ve pek zevkli bir ismis: bunu daha once defalarca yapmama ragmen bundan zevk aldigimi simdi farkediyorum.

persembe: asli’nin tezi icin ceviri yapiyorum: zaman problemi olmadigi surece ceviri yapmak, cumlelerle oynamak, kelime secmek keyfili bir is.

cuma: bayram. annem bana papuc alacak: bayram mi papuc mu karar verebilirsem onu da yazarim.


5 Comments
bq
-meeüüğğv*/-pisssst!
Posted on November 27th, 2007 @ 11:42 am

hani ben kedileri sevmiyorum, hatta onlardan korkuyorum da, “ayyi kedi n’apar ayol” filan diyorlar ya, hiç öyle değil andreas. bugün kantinde kedinin biri gelsin, ece’nin kucağına hoplasın, elini tırmalasın, benim de üstesinden gelmeye çalıştığım korkum ile nefretim hortlamasın, mümkün mü?

____________________
*sırnaşıkkedi miyavlaması.


11 Comments
bq
hello bilok, its me, sahip
Posted on November 20th, 2007 @ 1:29 pm

bugün bi dolu lak lak çalıp, kakara kikiri yaptık. facebookta, lisedeki müdür yardımcımız olan hanım adına nasıl fake hesap açıp iki nefes eğlendiğimizi anlattım. çarpılacağım bir gün haberim yok. sonra tuba’yla aklımıza, zil devresi için pil arayan hasna’ya “ne gerek var pile, telleri prizin deliklerine soksana” diye akıl verip, elektriğin onu çarpmasını izlediğimiz geldi. orta iki’deyken zehir gibi çocuklardık. bi ara neden orada olduğumuz aklımıza geldi, işimize döndük. tuba bilgisayardaki listeleri kontrol etti, ben de elimdeki listede olan herkesi aradım. aradım. aradım. sonra sıra yudum’a geldi, onu da aradım. telefona annesi çıktı. bik bik anlattım. annesi dinledi, ama “üzgünüm ama yudum gelemez” dedi. “neden” dedim. “yudum hastahanede” dedi. “aa, nesi var” dedim. annesi bir şey demedi, “orada mısınız” dedim, “yudum lösemi” dedi. ‘hadi canım’ diyemedim. başka bir şey de diyemedim. susuştuk. “ne zamandır” demek aklıma geldi. “dört yıldır” dedi annesi, ve “duysa eminim gelmeyi çok isterdi” diye ekledi. yer yarılmadığı ve ‘bunca senedir arayıp sormamışız, ne eşeklik etmişiz’ diyemediğim için “hmm, acil şifalar” gibi şeyler diledim. uyusam biraz geçerdi, uyumadım. biri geldi, sivimi istedi. verdim, “al senin olsun” dedim. üzerindeki meyl adresimin yanlış olduğunu verirken farkettim ama söylemedim. zehir gibiyim.


3 Comments
bq