archive for August, 2008

bugün teknoloji için ne yaptın?

Tuesday, August 26th, 2008

haftasonu boyunca yatıp kalkıp teknosohbet izlediğimden, bu sabah kalktığımda serdar kuzuloğlu-timur sert replik ve mimikleriyle dolu bir gün geçireceğimi zannediyordum -elime geçen dizilerin iki sezonunu iki günde izleyip bitirdiğimden böyle şeyler, ya da rüyada karakter görmeceler başıma sık sık geliyor. ama korktuğum gibi olmadı, gayet sıradan olmasının dışında salinger dolu bir gün geçirdim.

peki neden okuyorum, anneye anlatır gibi teknoloji dünyasından bahsettikleri için mi? e belki biraz, ama daha çok, anlattıkları her neyse dinlerken hiç sıkılmadığım için.
mesela bugün işten geldiğimden beri düzensiz aralıklarla kontrol edip duruyordum ama günün vidyosu henüz eklemiş. vidyoyu uykudan önce sütü niyetine izleyip uyuyunca günüm boşa geçmemiş olacak, gibi geliyor.

istanbul bilişim’den alışveriş yapmış olan kimse var mı?

Monday, August 25th, 2008

nihayet alacağım dizüstü modelinde karar kıldım ama bi türlü alamıyorum.

toshibashop’ta 1800 lira olan makineyi başka bi yerde kampanya dahilinde 1450′ye buldum. tam alacakken, bi de baktım, aynı alet istanbulbilişim’de 1070 lira. biraz nette araştırm yapınca, ib’in toshiba garantisi vermediğini, sattıkları ürünler için firmanın kendisinin garanti verdiğini okudum. sonra ib’i aradım. konuştuğum bey, daha ben sormadan, internette garantiyle ilgili dedikodular çıktığını ama bunların aslının olmadığını falan söyledi ama yine de pek tatmin olmuş değilim. bugün mecidiyeköy’deki showroomlarına gitmeyi düşünüyorum. yine de ib’den alışveriş yapmış birinden garanti meselesini dinlemeyi tercih ederim :)

kış güvercinler, kış kış

Saturday, August 23rd, 2008

güvercinlerin mutfağımıza tarifsiz bir muhabbeti var.
daha önceleri de uzun aralıklarda birkaç daha başımıza gelen güvercinlerin mutfak penceresinden içeri dalıp her tarafı birbirine katma eğlencesi son bir haftadır haddini aşmış durumda.

sadece bugün bile iki kez onları dışarı çıkardım. hatta az evvel biri canına iyice susamış olacak ki salona girdi, elimde yastıklarla zor çıkarttım. aslında bu kadar kızmama gerek yoktu, eğer mutfaktaki sulu kuş pisliklerini görmeseydim. ne güneşlik kalmış, ne kanepe, ne halı, ne masaörtüsü..

elime bir sapan alıp pencereye pusu kurmak geçiyor içimden.