yaz16

bir yazı daha devirdik. hatta ben de devrildim de yeniden dirildim. büyüğümüz, sevdiğimiz hocamız i. “sen de hacıyatmaz gibiymişsin” dedi de geçti.

burada yaz mevsimiyle alakalı yazmış olduğum bir yazı var mı ki, benim yazlarımın kötü geçtiğine dair bir laf etmeden geçmiş olayım. bilmiyorum. ama bu sefer, bu sene bir başkaydı. sünmüş sıcak günler, gündüzlere eklenen geceler, şaşkınlıklar, kızgınlıklar, açılmayan telefonlar ve yalnızlıklar, türlü çaresizlikler bir başkaydı. doğumgünümü görmediğim bir kalabalık kutladı, bir kısmı piknik masamızın etrafında toplanmış bir kısmı bahçenin kaldırımlarına ilişmiş üzgün, öfkeli, şaşkın, başlarında sigara dumanlarından haleler olduğu bir kalabalık. şimdi gel de bunları unut.

sonu gelmeyen ve geçmeyecek gibi görünen günlerin, bana yıllar gibi gelse de, çarçabuk geçmesi şerefine yine de sevdim yazı. geçirdiğim az sayıdaki kaygısız günlerin, incirin, denizin, güneşin hatrına, destek olan üç-beş kişinin hatrına sevdim bu sefer de.

bu fotoğraf, onlardan biri.
kah ağlayıp kah güldüğümüz bir beyoğlu gecesini sabaha bağlayan saatlerden kalma.
kötü zamanları iyi insanlarla geçirmek ne güzel.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir