şehzade mustafa’nın ardından

evvet! yine bir muhteşem yüzyıl gününde mersiye serimizin ikincisine sultan süleyman han oğlu şehzade mustafa ile devam ediyorum. malum vaka ile yazılmış pek çok mersiye var aslında. içlerinde en bilineni aşağıda tam metni olan yahya bey’in kaleme aldığı. tabii bunun en önemli sebebi, taşlıcalı’nın şehzade mustafa’nın [<3 mehmet günsür <3] en sadık, en yakın arkdaşı ve askeri olmasından kaynaklanıyor.

taşlıcalı yahya şiirlerinde sade fakat ustalıklı bir dil kullanıyor. ayrıca yaşanan gelişmelere çok yakından şahit olması, yazdığı şiirin tarihi vesika olarak okunmasına da imkan tanıyor. bu şiirinde de dokundurduğu rüstem paşa’nın vefatından sonra yazdığı şiir bunun en bariz örneklerinden biri. [bunu da ileriki günlerde yayınlayacağım. şerh için de gönüllü biri çıksa tadından yenmez elbet.]

hülasa, bu yürek acıtan mersiye için buyrun:

Mersiyye-i Yahyâ-yı Kâdîm Berâ-yı Sultân Mustafâ

8

Mefâ‘ilün Fe‘ilâtün Mefâ‘ilün Fe‘ilün

1 Meded meded bu cihânuñ yıkıldı bir yanı
   Ecel celâlîleri aldı Mustafâ Hânı

2 Tolındu mihr-i cemâli bozıldı dîvânı
   Vebâle koydılar âl ile Âl-i ‘Osmânı

3 Geçerler idi geçende o merd-i meydânı
   Felek o cânibe döndürdi şâh-ı devrânı

4 Yalancınuñ kurı bühtânı bugz-ı pinhânı
   Akıtdı yaşumuzı yakdı nâr-ı hicrânı

5 Cinâyet itmedi cânî gibi anuñ cânı
   Bogıldı seyl-i belâya tagıldı erkânı

6 N’olaydı görmeye idi bu mâcerâyı gözüm
   Yazuklar aña revâ görmedi râyı gözüm

II

1 Tonandı aglar ile nûrdan menâra dönüp
   Güşâde-hâtır idi şevk ile nehâra dönüp

2 Göründi halka dırâht-ı şükûfedâra dönüp
   Yüridi kulları yanınca lâlezâra dönüp

3 Tururdı hıddet ile şâh-ı cihân nâra dönüp
   Otagı haymeleri karlu kûhsâra dönüp

4 Müzeyyen idi bedenlerle Aksisara dönüp
   El öpmege yüridi mihr-i bî-karâra dönüp

5 Tutuldı gelmedi çünkim o mâh-pâre dönüp
   Görenler agladılar ebr-i nev-bahâra dönüp

6 Bir ejdhâ-yı dü-serdür bu hayme-i dünyâ
   Dehânına düşen olur hemîşe nâ-peydâ

III

1 O bedr-i kâmil ü ol âşinâ-yı bahr-ı ‘ulûm
   Fenâya vardı telef itdi anı t’ali‘i-i şûm

2 Dögündi kaldı hemân dâg-ı hasret ile nücûm
   Küyündi şâm-ı firâkında toldı yaş ile Rûm

3 Kara geyürdi Karamana gussa itdi hücûm
   O mâhı ince hayâl ile kıldılar ma‘dûm

4 Tolandı gerdenine hâle gibi mâr-ı semûm
   Rızâ-yı Hak ne ise râzî oldı ol merhûm

5 Hatâsı gayr-ı mu‘ayyen günâhı nâ-ma‘lûm
   Zihî sa‘îd ü şehîd ü zihî şeh-i mazlûm

6 Yıkıldı yer yüzine aslına rücû‘ itdi
   Sa‘âdet ile hemân kurb-ı hazrete gitdi

IV

1 Getürdi arkasını yire Zâl-i devr-i zamân
   Vücûdına sitem-i Rüstem ile irdi ziyân

2 Döküldi gözyaşı yılduzları çogaldı figân
   Dem-i memâtı kıyâmet güninden oldı nişân

3 Meşâyih ile musâhib ricâle hem-dem idi
   Kerâmet ile kerîmü’l-hısâl âdem idi

4 Nücûm gibi cihân-dîde vü mükerrem idi
   Vücûdı muhteşem ü şevketi mu‘âzzam idi

5 Tevâzu‘ ile selâmında hôd müsellem idi
   ‘Aceb o bedr-i tamâmuñ ne ‘âdeti kem idi

6 Hayflar oldı aña iftirâ ile gitdi
   Huzûr-ı Hakka du‘â vü senâ ile gitdi

VII

1 Sipihrüñ âyinesinde göründi rûy-ı fenâ
   Kodı bu kesret-i dünyâyı kıldı ‘azm-i bakâ

2 Garîbler gibi gitdi o yollara tenhâ
   Çekildi ‘âlem-i bâlâya hemçü murg-ı hümâ

3 Hakîkaten sebeb-i rif‘at oldu düşman aña
   Nasîbi olmasa tañ mı bu cîfe-i dünyâ

4  Hayât-ı bâkîye irişdi rûhı ey Yahyâ
   Şefîkı rûh-ı Muahmmed refîkı zât-ı Hudâ

5 Enîsi gâyib erenler celîsi ehl-i safâ
   Ziyâde ide yaşum gibi rahmetin Mevlâ

6 İlâhî cennet-i Firdevs aña turag olsun
   Nizâm-ı ‘âlem olan pâdişâh sag olsun

şehzade mehmed’in ardından

akşamın anlam ve önemine [muhteşem yüzyıl günü, haha] uygun bir paylaşım yapma niyetindeyim. sultan süleyman’ın çiçek hastalığı sebebiyle vefat eden şehzade mehmed’in ardından devrin önemli şairlerinden ve askerlerinden yahya bey’in [şehzade mustafa’nın dostu taşlıcalı yahya] yazdığı mersiye için buyrun:

7
MERSİYYE
Mef’ ‘ûlü Fâ’ilâtü Mefâ’îlü Fâ’ilün

I

1 Fürkat zamânı gibi irişdi dem-i hazân
‘Âşık yüzi gibi yine zerd oldı bôstân

2 Encüm gibi dökildi yire berg-i şâhsâr
Rûz-ı kıyâmet irdi gülistâna nâgehân

3 Soydı çıkardı câmelerini ecel gibi
Eşcâr-ı bâga fasl-ı hazân eyledi ziyân

4 Dünyâsını  degisdürüben fasl-ı nev-bahâr
Bu gam gumâmı ile karardı kamu cihân

5 Kanı o dem ki şenligi var idi gülşenüñ
Saçın yolar şecer kara çullar geyüp hemân

6 Âfet irüp çiçeklere yumuldı gözleri
Gösterdi rûy-ı serdini mir’ât-ı âsumân

7 İrgürdi bu sovuk haberi var ise sabâ
Zerd ü nizâr olup bozulı düşdi bôstân

8 Yırtup yüzini agladı mâh-ı felek-zede
Meşgûl oldu mâtem-i Sultân Mehemmede

II

1 ‘Âlem fezası âdeme ‘ayn-ı kazâ imiş
Ölüm didükleri ne görünmez belâ imiş

2 Arkamuzı yire getürür küştgîr-i mevt
Yâ Rab ne pehlevân-ı Gazanfer-likâ imiş

3 Kaddüñ kemâna döndügi ölüm nişânıdur
Cismüñde her kıluñ saña tîr-i cefâ imiş

4 Bir gün olur ki menzilini bürc-i hâk ider
Dimez buña yüzi gün aña alnı ay imiş

5 Dünyâya her gelen giden aglar bi-‘aynihi
Dünyâ sarâyı âdeme mâtem-serâ imiş

6 Lâm-ı ta‘allukı kişinüñ hâr-ı râhıdur
Bî-hayd olana nakl-i hayâtı kolay imiş

7 ‘Âlemede ‘ömrüñ ucı yakındur yalan gibi
Bildiler añı gerçek erenler fenâ imiş

8 Yum dîde-i vicûdı bakâ bilme ‘âlemi
Cellâd-ı çarh ile dirilür sanma âdemi

III

1 Gerdûna ‘ayn-ı rif‘at ile eylemeñ nazar
Hôş menzil idi âhiri dûn olmasa eger

2 Bu ejderhâ-yı heft-sere olmadın gıdâ
Tahsîn aña ki âhiretinüñ gamını yer

3 Hüsn ile Yûsuf olsa dahi kabre irgürür
Ardınca âdemüñ bu zemâne kuyu kazar

4 Ebrûña rây-ı Fikret ile nâzır ol ki ol
Ma‘nî yüzinde oldı yazılmış kara haber

5 İller alur benüm didügi mülk ü mâlini
Ehl-i fenâ bakâya zarûrî ider sefer

6 Âyîne-i memâta nazar eyle dâyimâ
Bir görinür gedâ ile sultân-ı bahr u ber

7 Biri birine girse n’ola havf ile felek
Göklerde encüme dahi âhir kırân girer

8 Derdâ ki âhumuz bir iken şimdi oldı on
Şehzâdemüz firâkı bizi eyledi zebûn

IV

1 Ol nev-cuvânı genc-i nihân itdi rûzgâr
‘Ayn-ı ‘ıyâna kabri anuñ oldı perdedâr

2 Cem‘iyyetini geldi tagıtdı ecel yili
Göz yaşı gibi kullarını itdi târmâr

3 Tâbûtıdur sadef aña kendü dür-i yetîm
Her cânibinde göz yaşı deryâ-yı bî-kenâr

4 Kodı fenâda mâmelekin ol melek-sıfat
Bildi anı ne var ise cây-ı bakâda var

5 Sarsar yıkar vücud ilini sarsar-ı ecel
Bâr-ı gubâr-ı cism-i za‘ife ne i‘tibâr

6 Gitdi ol ahiret begi şehzâdeler yegi
Biz kullarını kodı dil-efgâr u bî-karâr

7 Oldı kıbâb-ı çarhdaki gün gibi aña
Bir ehl-i şevk pîr-i cihân-dîde türbedâr

8 Elden kaçurdum ol gözi şehbâzı nâgehân
Gökler yüzine irse n’ola nâle vü figân

V

1 Kimüñle eglene dil-i âvâremüz ‘aceb
Ey mâh-çihre kanda kılalum seni taleb

2 Kanı o dem ki rûşen idi göñlümüz evi
Mihr-i ruhuñla mâh-ı cemâlüñle rûz u şeb

3 Şâhum ne çâre rûz-ı ezelde nasîb imiş
Cennet saña ve kullaruña hasret ü ta‘ab

4 Öldürdi kâyinãtı senüñ hasta olduguñ
Tutulduñ oruc ayı gibi ey meh-i receb

5 Vâ hasretâ ki kanda bulınur senüñ gibi
‘Âlî-neseb halîfe-haseb sâhibü’l-edeb

6 Göz görmeyince katlanur imiş göñül dimeñ
Baña kazıyyenüñ n’ideyin ‘aksi oldı hep

7 Kirpüklerümde kanlu yaşumı gören benüm
Şol hâra beñzedür ki içinde ola ratab

VI

1 Kim acımaz kim aglamaz ol şâha dâyimâ
Şeh-zâde ola kâmil ola nev-cuvân ola

2 Bu mâtemi karañu kefende kodı bizi
Gözden tolundı gün gibi ol matla‘-ı seha

3 Âhir yıkar vücûd ilini zelzele gibi
Bu ‘ömr-i bî-vefâ ile bu ders-i bî-devâ

4 Kavs-i semâya döndi vücûd-i za‘îfümüz
Ebrûsı gibi ye’si ile olmışuz dü-tâ

5 Seyl itdi yaşını nitekim ebr-i nev-bahâr
Şâh-ı zemâne bir yaña kulları bir yaña

6 Agardı ol dem aglamadan dîde-i nücûm
Kaldı kamer bu hasret-i hicrân ile taña

7 Yâ Rab hediye olsun o şems-i hidâyete
Ben kulınuñ dilinden elinden gelen du’a

8 Deryâ kulagına iricek nâle vü figân
Keffin biri birine urup acıdı hemân

VII

1 Yâ Rab enîs ü hem-demi gılmân hûr olsa
Kabri behişt ü yatdugı yer cümle nûr ola

2 Revzenler açılup aña Dârü’s-selâmdan
Nûş itdügi müdâm şerâben tahûr ola

3 Ley ü nehâr ‘anber ü kâfur u cân-fezâ
Kabrindeki melekler elinde bahûr ola

4 Dünyâda bir güzîde-i halk-ı cihân idi
‘Ukbâda dahi zübde-i ehl-i kubûr ola

5 Ervâh-ı evliyâ ile ol şâh-zâdenüñ
Ser-halveti serîr-i sarây-ı sürûr ola

6 Hak rahmet eylesün diyene rahmet eylesün
Kabr-i münîri ehl-i münâcâta Tûr ola

7 Yahyâ gibi du’âıları ile dâyimâ
Hem-sâyesi şefîkı refîkı Gafûr ola

8 Cennetde aña menzil-i Mahmûd ola makâm
Rûh-ı mübârekine tahiyyât ile selâm

13

bugün blog fırtınasının 13. günü ve  ben henüz ısındım ve karar verip bilgisayar başına geçebildim. talihsizlik o ki konu ‘hep hayalini kurduğumuz evde yaşıyor olsak nasıl bir şey olacağı’ ile ilgili.

bunun hayalini mutlaka kurmuşumdur, parkenin üstünde çıplak ayakların çıkarttığı şıp şıp sesi duyup bayram sabahı perdeyi açışımı filan da hayallemişimdir. ve fakat, hayal etmeyi sevdiğim kadar, şimdiye dek bunlardan bahsettiklerimin hiçbirinin gerçekleşmeyeceğine inandığım için -bazen hayal edilenden daha güzel şeyler de oluyor ama bizzat kendisinin gerçekleştiği olmadı hiç- bunların üzerine konuşmak faydasızdan da öte, olmasını engelliyor gibi geliyor bana.

zaten bu zincirin amacı her güne bir şey yazdırmaksa ve ben bunları yazarak özünde bu amacı -en azından benimki bu- yerine getirmişsem, vazifemi yerine getirmenin hafifliğini yaşayabilirim. yarın daha berrak bir zihin ve daha az uykulu bir kafayla birkaç mantıklı şey karalamak nasip olur mu kim bilir.

 

geçen yazın ardından

gece yarısı iskeleden kapkara denize atlamaları, kaygısızca kumsalda geçirdiğim saatleri, sabah yürüyüşünden sonra doğrudan kendimi denize bırakmayı, deniz kokusunu, güneş kokusunu, temiz havayı, egeyi, sakinliği, huzuru özleyedururken ben ekim ayı geldi bile.

bu sene büyük ve gürültülü bir hengame olarak geçen yazın ardından ancak tatil güzellemesi yapmak kaldı bana. bilen bilir. su ve yaz insanıyım ben. güneş kemiklerime işlesin, sudan buruş buruş olayım, kitaplarımın sayfalarında kum taneleri gezinsin isterim.

bundan sonra şansımız varsa yerini kısa bir pastırma yazına bırakıp bildiği gibi devam eder kış. ben de gün saymaya başlarım.

Son zamanlarda okudugum guzel bir kitap, izledigim guzel bir film, dinledigim guzel bir album, yaptigim hos bir sohbet, zevk alarak yaptigim herhangi bir aktivie yok. Yaptigim pek cok sey vakit gecirmek, kafa dagitmak icin. Oysa saglikli olmak bile basli basina sukur sebebiyken, ben bundan cok daha fazlasina sahipken cok yazik diyorum kendime de idrak edemiyorum. Keyif de almiyorum, heves de etmiyorum, heyecan da duymuyorum. Pek cok hissimi kitledim adeta. Bir zamandir durum budur.

Gunkuk burc yorumum da kapiya dayanmis odevlerden dem vuruyor sanirim: You may be under a deadline, and it may be a challenge, but the ideas that can come when you are under the gun can be significant.

önce müzikten açıldı konu

artık tutkuyla müzik dinlemiyorum. hatta müzik dinlemiyorum. birisi özellikle ve ısrarla bir şey önerirse, büyük ev abluka’dan merhabayın maili gelirse bir ihtimal, passimizin tacı’nın dört sene evvel gönderdiği mailin yeşerttiği müzik email zincirinden posta gelir de şansa evde olursam. sanırım bu kadar. oysa önceden müzik epey bir mesaimi alırdı. daha önemlisi, ben ihtiyaç duyardım, keyif alırdım. uzun zamandır geçerli değil bunlar. şimdilerde pek fazla  şeyden keyif almıyorum. sinema benim için hiçbir zaman vazgeçilmez olmadı, iş mesaisinde okuduğum kitaplar ve okul, ödev vs için okuduğum kitaplar bir günün yarısını bulan saatlere yaklaşınca kitap okumak sıkıcı ve zorlayıcı olabiliyor.

peki ya müzik öyle mi/ydi? benim için gün içinde onsuz vaktimin geçmesi ne zor/du. işte bu yüzden müzik örneğini verdim. şimdi, müzik ve pek çok şey demem bir şey ifade eder belki.

nihayet bunların farkına varmışken, bazen çok çabalıyorum silkinmek için. altından kalkamayınca koyveriyorum bir müddet daha. sonra yeniden bir çabalama ve yeni bir koyveriş. ne kadar çabuk geçmesini istesem de geçen zamanla unutmanın orantısını bozup ileri saramıyorum.

unutabilmek büyük nimet, ve benim bir zamandır sürdürdüğüm duam. konsantre olabilmek var sonra, aklımı başıma devşirmek, doğru kararlar verebilmek, daha güçlü olmak, daha az yorulmak. [bak yoruldum bile işte]

*
bu arada e. dünden beri orhan.gencebay’ı keşfetme turları attığından bu postu hazırlarken şu çalıyordu: http://fizy.com/#s/1ais2t
ne zaman orhan.gencebay ve erkan.oğur dinlesem sevgili faruk’u özlemle, minnetle, rahmetle hatırlarım.