Nuruosmaniye – 1

thumb_IMG_4933_1024

Bugün Kubbealtı Akademisi’ndeki görüşmeden çıkıp, Babıali tarafında biraz dolaşmayı planlıyordum. Rotam, Divanyolu’ndan Türkocağı’nın bulunduğu sokaktan içeri gidip Cağaloğlu tarafına ilerlemekti. Fakat Divanyolu’na çıkar çıkmaz karşımda Nuruosmaniye Camii’ni görünce kayıtsız kalamadım, ikindiyi de bahane ederek o yöne doğru sürüklendim.

Benim Nuruosmaniye Camii’yle tanışmam 2004 senesinin Temmuz ya da Ağustos ayına denk gelir. O yıl yaz okulunda aldığım History of Ottoman Architecture dersi ve aslında dersi veren kıymetli Günhan Danışman nur olsun benim sadece Nuruosmaniye’yle tanışmamın değil, sanat tarihine merakımın müsebbibidir. Dönemin sonunda yaptığı şehir gezisinden aklımda kalan en çarpıcı sahne, hep beraber Nuruosmaniye Camii’nin içinde bir halka olacak şekilde oturup, bize yapıyı anlatmasıdır.

Herkeste aynı etkiyi bırakır mı, ve aslında o kadar da güzel mi bilemiyorum ama caminin sahip olduğu oval avlunun bende bıraktığı değişik bir etki var. Sanırım seneler sonra yüksek lisans programındaki derslerden birinde vakfiye incelemem gerektiğinde, Nuruosmaniye Külliyesi’ni bu sebeple seçtim. Külliyeye ait vakfiyeyle uzun günler ve geceler boğuştum. Öyle ki teslim tarihinin son demlerinde rüyamda Sultan III. Osman’la caminin bahçesinde at koşturduğumu görüyordum. Günhan Hoca göçtü, ödev bitti, o günler geride kaldı ama benim Nuruosmaniye sevgim devam ediyor.